KANUN NO: 765
TÜRK CEZA KANUNU (*)
Kabul Tarihi: 1 Mart 1926
Resmi Gazete ile Neşir ve İlânı: 13 Mart 1926 - Sayı: 320
3.t. Düstur, c.7 - s.519

 

(*) 1. Bu Kanuna göre ağır hapis, hapis ve hafif hapis cezasiyle birlikte ya da yalnız olarak nükmolunacak para cezaları bu kanuna 7 Aralık 1988 tarih ve 3506 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile eklenen Ek Madde -1 ile 3, 6, 18, 30, 60, 120 ve 180 kat artırılmış olup hangi madde ve fıkralardaki para cezalarının ne miktar artırıldığı liste halinde gösterilmiştir.

2. Kanunlarda yer alan, emniyeti umumiye idaresinin nezareti altında bulundurulma cezası ve tedbiri ile ilgili hükümler 15 Nisan 1987 tarih ve 3352 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır.

BİRİNCİ KİTAP


ESASLAR


BİRİNCİ BAP


CEZA KANUNUNUN TAKİBİ
MADDE 1 - (Değişik:3038 - 11.6.1936) Kanunun sarih olarak suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilmez. Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz.

Suçlar; cürüm veya kabahattir.

MADDE 2 - İşlendiği zamanın kanununa göre cürüm veya kabahat sayılmayan fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. İşlendikten sonra yapılan kanuna göre cürüm veya kabahat sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz. Eğer böyle bir ceza hüküm olunmuşsa icrası ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.

Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur.

MADDE 3 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Türkiyede suç işleyen kimse, Türk kanununlarına göre cezalandırılır ve bundan dolayı bir Türk hakkına yabancı memlekette hüküm verilmiş olsa bile Türkiye'de muhakeme olunur.

Böyle bir fiilden dolayı Türkiye dışında hakkında hüküm verilmiş olan yabancı dahi Adliye Vekilinin talebi üzerine Türkiyede muhakeme edilir.

MADDE 4 - (Değişik: 2275 - 8.6.1933) (Değişik 1. fıkra: 3756 - 6.6.1991) Bir Türk veya yabancı, yabancı memleketlerde Türkiye Devletinin şahsiyetine karşı bir cürümü veya bu Kanunun (Ek ibare: 4782 - 2.1.2003 / m.1) "211 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 213," 316, 317, 318, 319, 320, 323, 324, 332 ve 333 üncü maddelerinde yazılı suçları işlerse, hakkında resen takibat yapılarak bu maddelerdeki cezalarla cezalandırılır.

Bunlar hakkında yabancı memleketlerde evvelce hüküm verilmiş olsa bile suç ecnebi paraları taklidin maadasına taallük ettiği takdirde Adliye Vekilinin talebi üzerine Türkiyede tekrar muhakeme olunur. (Değişik 2. fıkra: 4782 - 2.1.2003 / m.1) Bunlar hakkında yabancı bir ülkede daha önce hüküm verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye'de yeniden yargılama yapılır. Ancak, fiil yabancı paraların taklidine veya 211 inci maddenin üçüncü fıkrası ile 213 üncü maddenin uygulanmasına ilişkin olduğu takdirde yabancı ülkede daha önce hüküm verilmiş ise Türkiye'de kovuşturma yapılmaz.

Yabancı memleketlerde Türkiye namına memuriyet veya vazife deruhde etmiş olupta bu memuriyet veya vazifeden dolayı bir cürüm işleyen kimse hakkında Türkiyede takibat yapılır.

MADDE 5 - (Değişik: 3112 - 3.2.1937) Bir Türk dördüncü maddede yazılı cürümlerden başka, Türk kanunlarına göre aşağı haddi üç seneden eksik olmıyan şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezayı müstelzim cürmü yabancı memlekette işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde Türk kanunlarına göre cezalandırılır.

Eğer cürmü aşağı haddi üç seneden az şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezayı müstelzim ise takibat icrası zarar gören şahsın veya yabancı Hükümetin şikâyetine bağlıdır.

Mağdur yabancı ise bu fiilin, işlendiği mahal kanunlarında da cezayı müstelzim olması şarttır.

MADDE 6 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Bir yabancı dördüncü maddede yazılı cürümlerden başka, Türk kanunlarına göre aşağı haddi bir seneden eksik olmıyan şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezayı müstelzim cürmü yabancı memlekette Türkiyenin veya bir Türkün zararına işlediği ve kendisi Türkiyede bulunduğu takdirde Türk kanunları mucibince ceza görür.

Ancak bu babda takibat icrası Adliye Vekilinin talebine veya zarar gören şahsın şikâyetine bağlıdır.

Eğer cürüm bir yabancının zararına işlenmiş ise fail, Adliye Vekilinin talebi üzerine, aşağıdaki şartlar dairesinde cezalandırılır:

1 - Türk kanunlarına göre şahsi hürriyeti bağlayıcı ve aşağı haddi üç seneden eksik olmıyan cezayı müstelzim bir fiil olmak,

2 - İadei mücrimin muahedesi bulunmamak veyahut iade keyfiyeti cürümün irtikâb edildiği mahallin veya failin tebaasından bulunduğu Devletin Hükümeti tarafından kabul edilmemiş bulunmak,

Bir Türk veya yabancı, Türk Ceza Kanununun 8 inci babının 3 üncü faslındaki cürümleri yabancı memlekette işlerse resen takibat yapılarak o fasılda yazılı maddelerdeki cezalarla cezalandırılır.

MADDE 7 - Bir ecnebi, ecnebi memleketinde bir Türk veya Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde bir cürüm işleyipte ecnebi mahkemesince mahkûm olduğu veya ceza herhangi bir sebeple sukut ettiği veya beraet eylediği surette dâva Türkiye mahkemelerince tekrar tetkik ve rüyet olunur.

Eğer hüküm olunan ceza Türk Ceza Kanununda o fiil için muayyen olan cezadan dûn ise noksanı ikmal ettirilir. Sukut ve beraet sebepleri Türk Kanunlarına muvafık değil ise ceza yeniden hüküm olunur.

Bu bapta takibat icrası Adliye Vekâletinin talebine bağlıdır.

MADDE 8 - Bundan evvelki maddelerde beyan olunan ahvalde ecnebi mahkemeden verilen ve Türk kanunlarına göre muvafık bulunan hüküm Türk kanununca gerek asli ve gerek fer'i olarak hidematı âmmeden memnuiyeti veya sair gûna iskatı ehliyeti mucip bir cezayı mutazammın olduğu takdirde müddei umuminin talebi üzerine ecnebi memlekette hüküm olunan mahrumiyet ve iskatı ehliyet cezaları netayicinin Türkiyede dahi cari olacağına mahkeme karar verebilir.

Müddeiumuminin talebi üzerine mahkemece bir muamele yapılmazdan evvel mahkûm dahi ecnebi mahkemesinden verilen hükmün Türkiye mahkemesince yeniden tetkikini talep etmek hakkını haizdir.

MADDE 9 - Bir cürümden dolayı bir Türkün ecnebi devletlere iadesi talebi devletçe kabul olunamaz.

Siyasî veya ona murtabıt cürümlerden dolayı bir ecnebinin ecnebi devletlere iadesi talebi devletçe kabul edilemez.

Ecnebi devletçe vukubulan iade talebi üzerine istenilen kimsenin Türkiyede bulunduğu mahal mahkemei asliyesince tabiiyeti ve cürmünün mahiyeti hakkında bir karar verilmesi lâzımdır.

Türk tebaasından olduğu yahut cürmünün siyasî ve askerî veyahut bunlara murtabıt cürümlerden bulunduğu mahkemece sabit olanların iadesi talebi kabul olunamaz.

Ecnebi olduğuna ve cürmünün adi ceraimden bulunduğuna karar verilen kimsenin iadesi talebi hükümetçe kabul olunabilir.

İadesi talep ve kabul olunan kimse hakkında mahalli müstantikliğince tevkif müzekkeresi verilebilir.

MADDE 10 - Bu kanundaki hükümler, hususi ceza kanunlarının buna muhalif olmayan mevaddı hakkında da tatbik olunur.

MADDE 10/a - (Ek: 3756 - 6.6.1991) Bir Türk vatandaşı veya yabancı, yabancı ülkede bir suç işleyip de bu bab hükümlerine göre Türkiye'de yargılandığı takdirde; Türkiye zararına işlenmiş suçlar dışında, suçun işlendiği ülke kanunu ile Türk Kanunundan hangisi uygulamada sanığın lehine sonuç verecek ise, o kanun göz önünde bulundurulmak ve yabancı kanunda tanımlanan suça, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza veya Türk Kanununda bulunup yabancı ülke Kanunundaki cezaya en yakın olan ceza tespit edilerek uygulama yapılır. Ancak, suçun işlendiği ülke kanunu, Türkiye'nin kamu düzenine veya milletlerarası yükümlerine aykırı ise bu ülke kanununa itibar edilmez.

İKİNCİ BAP

CEZALAR

MADDE 11 - Cürümlere mahsus cezalar şunlardır: (*)

(*) Bk.13.7.1965 tarih ve 647 sayılı (Cezaların İnfazı Hakkında Kanun) Madde 1.

1 - İdam,

2 - Ağır hapis,

3 - Hapis,

4 - Sürgün, (*)

(*) Sürgün cezası 13.7.1965 tarih ve 647 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesiyle kaldırılmıştır.

5 - Ağır cezayi nakdi,

6 - Hidematı âmmeden memnuiyet.

Kabahatler için mevzuu cezalar şunlardır:

1 - Hafif hapis,

2 - Hafif cezayi nakdi,

3 - Muayyen bir meslek ve sanatın tatili icrası.

Bu kanunda şahsi hürriyeti tahdit eden cezalar tabirinden ağır hapis, hapis, sürgün ve hafif hapis cezaları muradolunur. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 12 - (Değişik: 13.7.1965 tarih ve 647 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesiyle kaldırılmıştır. Bk.Sözü geçen kanun Madde:2).

MADDE 13 - (Değişik: 6988 - 31.5.1957) Ağır hapis cezası müebbet veya muvakkattır.

Müebbet, ölünceye kadar devam eder. Muvakkat ağır hapis, kanunda tasrih edilmiyen yerlere 1 seneden 24 seneye kadardır.

Bu ceza aşağıda yazılı şekiller dâhilinde 3 devrede çektirilir:

A) Mahkûm birinci devrede, cezasının onda birine müsavi bir müddet geceli, gündüzlü yalnız olarak bir hücrede bırakılır.

Ancak bu müddet (1) aydan aşağı (8) aydan yukarı olamaz.

B) Mahkûm ikinci devrede, durumuna ve suçunun mahiyetine göre ayrı gruplar halinde bulundurulur. Bu devre, mahkûm mevkuf kalmışsa, bu müddetle hücrede kaldığı müddet çıkarıldıktan sonra geriye kalan müddetin yarısını teşkil eder.

Alelıtlak müebbet ağır hapis cezasiyle mahkûm edilmiş veya bakiye cezaları bir seneden az bulunanlar, yaş veya bedeni kabiliyetleri itibariyle üçüncü devre şartlarına intibak edemiyecekleri tesbit edilenler üçüncü devreye geçemezler.

C) Üçüncü devre geri kalan müddettir. Bu devrede bulunan mahkûm iş esası üzerine kurulmuş olan ceza evlerinde çalıştırılır.

Mahkûmun ikinci devreden üçüncü devreye geçebilmesi için iyi hal göstermesi şarttır. İyi halin nasıl tesbit edileceği Ceza ve Tevkif Evleri Nizamnamesinde gösterilir.

Üçüncü devreye geçmek hakkını kazanan mahkumlardan, Adliye Vekâleti, ziraat, deniz avcılığı; yol, inşaat, maden ve orman gibi iş sahalarında çalışma ekipleri teşkil edebilir.

Mahkûmiyetin bütün devrelerinde mahkûm ceza evi disilinini bozan hareketlerinden dolayı Ceza ve Tevkif Evleri Nizammanesi mucibince inzıbatı olmak üzere her defasında bir ayı geçmemek kaydiyle aynı suretle hücreye konulabilir.

Ceza evi disiplinini bozan hareketlerden dolayı iki sene içinde üçten fazla hücre hapsi cezası almış olanlar C. Müddeiumumisinin tasvibi ile birinci devre şartlarına tabi tutulurlar.

Mahkûm ikinci ve üçüncü devrede çalışmaya mecbur tutulur.

(Son fıkra, 6 Haziran 1990 tarih ve 3653 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 14 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Mevkuflardan çalışmak istiyenler ceza ve tevkif evi dahilinde çalıştırılabilirler.

MADDE 15 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Hapis cezası yedi günden yirmi seneye kadardır. Kanunda açıklanmıyan yerlerde yukarı haddi beş senedir.

Bu ceza para cezasından çevrilmiş olsa bile 13 üncü maddenin birinci devreye ait hükümleri müstesna olmak üzere diğer hükümlerinin tesbit ettiği şartlar dahilinde çektirilir. (*)

(*) Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar yerine uygulanabilecek cezalar için Bk. 13.7.1965 tarih ve 647 sayılı Kanun - Madde 4..

MADDE 16 - (Değişik: 6988 - 31.5.1957) Bu Kanunun 13 üncü maddesinde yazılı üçüncü devrenin ağır hapiste yarısını, hapis veya hafif hapiste üçte birini iyi halle geçirenler meşruten tahliye talebinde bulunmak hakkını kazanırlar. İstifade müddeti asıl cezanın dörtte birinden aşağı olamaz.

İkinci devreden yaş ve bedeni kabiliyetleri itibariyle üçüncü devreye geçemiyenler yahut yine bu sebeplerle üçüncü devreden ikinci devreye iade edilenler ikinci devredeki mahkûmiyetlerinin hitamında bakiye cezalarının ağır hapiste yarısını, hapis veya hafif hapiste üçte birini iyi halle geçirdikleri takdirde meşrutan tahliye hükümlerinden istifade edebilirler.

Meşrutan tahliye edilmiş olan mahkûmlar hakkında, meşrutan tahliye müddetinin hitamına kadar, bu Kanunun 28 inci maddesinin 3 üncü ve 4 üncü fıkraları ahkâmı tatbik olunur.


Meşrutan tahliye, mahkûmun iktidarı nispetinde şahsi hakları tazmin etmesi şartına da talik edilebilir.

MADDE 17 - (Değişik:6988 - 31.5.1957) (Değişik 1.fıkra:3506 - 7.12.1988) Şartla salıverilmiş

olan hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsî hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmez ise; şartla salıverilme kararı geri alınır. Bu takdirde suçun işlendiği tarihten sonraki kısım hükümlünün ceza süresine mahsup edilmeyerek aynen çektirilir ve şartla salıverilmeye esas teşkil eden hükmün infazı ile ilgili olarak bir daha şartla salıverilmeden yararlanamaz.

(Ek 2.fıkra: 3756 - 6.6.1991)

Birinci fıkra hükmüne göre aynen çektirilecek süre; Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ölüm cezalarının yerine getirilmemesine karar verilenler için kırk yıl, müebbet ağır hapis cezasına mahkûm olanlar için otuzaltı yıl üzerinden hesap edilir.

Meşrutan tahliye kararının geri alınmasını icabettiren sebeplerin vukuundan evvel mahkûmun ceza müddeti sonra ermiş olursa mezkûr ceza icra edilmiş sayılır.

Eğer asli cezaya Emniyeti Umumiye İdaresinin nezareti altında bulunmak cezası da ilâve olunursa meşrutan tahliye halinde geçen zaman bu ceza müddetine mahsubedilir. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-b maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 17 nci maddesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ölüm cezalarının yerine getirilmemesine karar verilenlere ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 18 - (Sürgün cezası, 13.7.1965 tarih ve 647 sayılı kanunun geçici 2 nci maddesiyle kaldırılmıştır.)

MADDE 19 - (Değişik: 4421 - 28.7.1999 / m.1) Ağır para cezası, altmışmilyon liradan onbeşmilyar liraya kadar tayin olunacak bir paranın Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. Nispi para cezasının yukarı sınırı yoktur.

MADDE 20 - Hidematı âmmeden memnuiyet cezası müebbet veya muvakkattır.

Müebbeden Hidematı âmmeden memnuiyet:

1 - Devairi intihabiyede müntehip veya müntehap olmaktan ve sair bilcümle hukuku siyasiyeden,

2 - Büyük Millet Meclisi âzalığından ve intihaba tâbi olan veya devlet ve vilâyet ve belediye ve köy tarafından veya bunların teftiş ve murakabesi altında bulunan müessesat canibinden tevcih kılınan bilcümle memuriyet ve hizmetlerden,

3 - Devletçe veya salâhiyettar ilmi encümenlerce tevcih olunan rütbe ve unvan ve nişan ve madalyalardan,

4 - Bundan evvelki bentlerde beyan edilen nişan, rütbe, sıfat, hizmet ve memuriyetlerden birinin bahşettiği maaşlı veya fahri her türlü hukuktan,

5 - Mahkûm olan kimsenin kanunu medeni hükmünce kendi füruu üzerinde haiz olduğu velâyet hakkı müstesna olmak üzere velâyet ve vesayete müteallik bir hizmette bulunmaktan,

6 - Bundan evvelki bentlerde beyan edilen her türlü hakları, unvanları, rütbeleri, nişanları, sıfatları, hizmet ve memuriyetleri ihraz ehliyetinden.

Mahrumiyet hususlarıdır.

(Değişik 3.fıkra: 3679 - 21.11.1990))

Geçici olarak kamu hizmetlerinden yasaklanma cezası, hükümlünün, üç aydan üç yıla kadar yukarıda gösterilen siyasî haklar, hizmet, memuriyet, sıfat, rütbe ve nişandan ve bunları ceza süresi içinde yeniden elde etmek ehliyetinden mahrumiyetidir.

Hidematı âmmeden memnuiyet cezasının bu hizmetlerden bazılarına hasr edildiği hallerde muayyen bir meslek veya sanatın icrasına şâmil olduğu halleri kanun tâyin eder.

MADDE 21 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Hafif hapis cezası bir günden iki seneye kadardır. Bu ceza para cezasından çevrilmiş olsa bile 13 üncü maddenin birinci devreye ait hükümleri müstesna olmak üzere diğer hükümlerinin tesbit ettiği şartlar dâhilinde çektirilir.

Mahkûmiyetleri bir aydan fazla ve mükerrir olmayan kadın ve küçüklerin cezalarının oturdukları yerde çektirilmesine mahkeme karar verebilir. Bu karar mahkûm tarafından riayet olunmadığı takdirde ceza tamamen ve âdiyen infaz olunur.

MADDE 22 - Kanunun tâyin ettiği ahvalde hafif hapis cezası bazı imalâthanelerde veya nafia ve belediye işlerinde kullanılmak suretiylede icra ettirilebilir. Eğer mahkûm cezanın icrası için hazır bulunmaz veya hizmetten kaçınırsa hafif hapis cezası alelûsul mevkii mahsusunda ikmal ettirilir.

MADDE 23 - Kadınların mahkûm oldukları ağır hapis ve hapis ve hafif hapis cezaları kendilerine mahsus müesseselerde çektirilir. Kanun kadınların şahsi hürriyetlerini tahdit eden cezaların bir ıslahhane veya tevfikhanede icrasını iktiza ettirenh ahvali tâyin eder.

MADDE 24 - (Değişik: 4421 - 28.7.1999 / m.2) Hafif para cezası, onbeşmilyon liradan bir milyar beş yüzmilyon liraya kadar tayin olunacak bir paranın Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

MADDE 25 - Muayyen bir meslek ve sanatın tatili icrası üç günden iki seneye kadardır.

MADDE 26 - (Değişik 1.fıkra: 2787 - 21.1.1983) Kanunda gösterilen cezanın yukarı sınırı bir ay hapis veya hafif hapis ya da üçbin lira ağır veya hafif para cezasını geçmediği takdirde, hafifletici sebep bulunur ve fail önceden bir cürümden veya bir aydan fazla hafif hapsi gerektiren bir kabahatten dolayı mahkûm olmamış bulunursa, mahkeme, verdiği cezanın yerine hüküm giyen kişiye adlî tevbih yapılmasına karar verebilir.

Tevbihi adli mahkûmun ahvali mahsusasına ve cürüm işlenmesindeki şekil ve suret ve hususiyete göre yapılan bir tekdirdir ki ihâl olunan maddei kanuniyenin ahlâki ciheti ve irtikâp olunan fiilin neticeleri izah olunmak suretiyle hâkim tarafından mahkeme huzurunda mahkûma alenen tevcih edilir.

Eğer mahkûm tevbih için mahkemeye davet olunduğu halde icabet etmez veya tevbihi hürmetle telâkki eylemez ise işlediği cürüm için mahkemenin tâyin ettiği ceza tamamiyle icra olunur.

MADDE 27 - Bundan evvelki maddede beyan olunan halde mahkûm, tevbih tarihinden itibaren cürümler için iki ve kabahatler için bir seneyi geçmemek üzere mahkemece tâyin edilecek müddet zarfında bir cürüm veya kabahat işlerse bu cürüm ve kabahatin müstelzim olacağı cezaya halel gelmemek şartiyle cezayı nakdî namiyle muayyen bir para itasını taahhüt etmeğe ve mahkemece lüzum görülürse bu taahhüdünü muteber kefil ile temin eylemeğe mecburdur.

Gösterilecek kefillerin iktidarları derecesine tâyin etmek mahkemeye aittir.

Eğer mahkûm böyle bir taahhüdü kabul etmez veya muteber kefil göstermez ise hükmolunan ceza icra olunur.

MADDE 28 - Kanun hangi ahvalde mahkemece verilen cezaya feri olarak emniyeti umumiyeye idaresinin nezareti mahsusası altında bulundurmak cezasını ilâve etmek iktiza edeceğini tâyin eder.

Kanunda yazılı ahvalin maadasında bu nezaret bir seneden eksik ve üç seneden fazla olamaz.

Nezaret altında bulunan mahkûm 42 nci maddede tâyin edilen günden itibaren on beş gün zarfında hangi mahalde ikamet etmek istediğini salâhiyettar makama bildirmeğe mecburdur.

Bundan başka kanuna tevfikan kendisine verilecek tenbih ve ihtarlar dairesinde hareketle mükelleftir. Aynı makam mahkûmun nezarete tabi olduğu müddet zarfında muayyen bazı yerlerde ikametini men edebilir.

Ağır hapis cezasına mahkûmiyet halinde mahkeme mahkûmun cezayı feri olarak bu nezaret altında bulunmasına karar verebilir. Bu halde mahkûma tahmil olunacak mecburiyetlerin müddet ve mahiyeti tahdiden tâyin olunur.

MADDE 29 - (Değişik: 3112 - 3.2.1937) Kanunda sarahaten yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir ve ne de değiştirilebilir.

Kanunun muayyen bir nisbet dairesinde cezayı artırıp eksiltmeyi emrettiği yerlerde mevcut olan teşdit veya tahfif edici sebepler nazara alınmaksızın o fiil hakkında ne ceza tâyin edilecekse tezyit ve tenkis keyfiyeti o ceza üzerinden icra olunur.

Eğer bir çok esbap içtima etmiş olursa artırıp eksiltme hususu, ondan evvelki artırma ve eksiltme neticesi olan ceza miktarı üzerinden cereyan eder.

Eğer içtima eden sebeplerden bazısı artırmayı ve bazısı eksiltmeyi müstelzim olursa ilk önce artırmakla işe başlanır.

Bütün hallerde mücrimin yaşı, aklî haleti, esbabı muhaffifei takdiriye ve tekerrür hususları bu sıra takip olunmak şartile en sonra nazara alınır.

Ceza artırılır veya eksiltilirken kanunun sureti mahsusada tâyin ettiği ahval müstesna olmak üzere her nevi ceza için muayyen olan hudut tecavüz edilemez.

Hafif hapis, ağır veya hafif para cezalarının tertibi iktiza eden hallerde kanuni sebeplerden dolayı bu cezaların, 19, 21 ve 24 üncü maddelerde yazılı aşağı hadlerinden daha az bir miktarının verilmesi icap ettiği takdirde bunların yerine, taahhüt almağa hacet kalmaksızın, adli tevbih yapılır.

(Ek fıkra: 3679 - 21.11.1990))

Hâkim, iki sınır arasında temel cezayı, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer, fiilin diğer özellikleri, zararın veya tehlikenin ağırlığı, kastın veya taksirin yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, failin amacı, geçmişi, şahsî ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışı gibi hususları gözönünde bulundurmak suretiyle takdirini kullanarak belirler. Cezanın asgari hadden tayini halinde dahi takdirin sebepleri kararda mutlaka gösterilir.

MADDE 30 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Muvakkat cezalar, gün, ay ve sene hesabile tatbik olunur. Bir gün 24 saat, bir ay 30 gündür. Sene, resmî takvime göre hesap edilir.

(Değişik fıkra: 2248 - 12.6.1979) Muvakkat cezalar için bir günün ve para cezalarında (Değişik kelime: 4806 - 5.2.2003 / m.1) "bin" liranın küsuru hesaba katılmaz.

ÜÇÜNCÜ BAP

CEZA MAHKUMİYETLERİNİN NETİCELERİ VE TARZI İCRALARI

MADDE 31 - Beş seneden fazla ağır hapse mahkûmiyet müebbeden ve üç seneden beş seneye kadar ağır hapse mahkûmiyet hükmolunan cezaya müsavi bir müddetle, hidematı âmmeden memnuiyeti müstelzimdir.

MADDE 32 - (Emniyeti Umumiye idaresinin nezareti altında bulundurulma cezası ve tedbiri ile ilgili hükümler 15 Nisan 1987 tarih ve 3352 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmakla hükmü kalmamıştır.)

MADDE 33 - Beş seneden ziyade ağır hapis cezasına mahkûm olanlar ceza müddetleri zarfında mahcuriyeti kanuniye halinde bulundurulur. Ve emvalinin idaresinde mahcurlar hakkındaki kanunu medeni ahkâmı tatbik olunur.

Beş seneden ziyade ağır hapse mahkûm olan şahsın ceza müddeti zarfında babalık hakkından ve kocalık sıfatının bahşettiği kanuni haklardan mahrumiyetinede hüküm verilebilir.

MADDE 34 - Bir cürüm ile katiyen mahkûmiyet; kanunen siyasî bir hizmete intihap olunabilmek kabiliyetini selbettiği veya memuriyetten mahrumiyeti müstelzim olduğu takdirde âzalık ve memuriyetin zevalinide mucip olur.

MADDE 35 - Kanunun tâyin ettiği ahvalden maada resmî sıfatı veya icrası ait olduğu daireden verilecek ruhsatname ve şehadetname gibi vesikaya muhtaç olan bir meslek ve sanatı suistimal suretiyle işlenen cürüm ve kabahatlere müteallik hükümler mahkûmun mahkûm olduğu müddete veya cezayı nakdinin ademi tediyesinden dolayı ne miktar hapis cezası verilmek lâzımgelirse o miktara muadil olacak ve yirminci ve yirmi beşinci maddelerde muayyen müddetlerin âzami hadlerini geçmiyecek bir müddetle muvakkaten hidematı âmmeden memnuiyetini veya meslek ve sanatının tatilini dahi istilzam eder.

Sair meslek ve sanatlar hakkında tatili icabettiren ahvali kanun tâyin eder.

MADDE 36 - (Değişik: 2275 - 8.6.1933 ) Mahkûmiyet halinde cürum veya kabahatte kullanılan veya kullanılmak üzere hazırlanan veya fiilin irtikâbından husule gelen eşya fiilde methali olmıyan kimselere ait olmamak şartiyle mahkemece zabıt ve müsadere olunur.

Kullanılması, yapılması, taşınması bulundurulması ve satılması cürüm veya kabahat teşkil eden eşya bir ceza mahkûmiyeti olmasa ve faile ait bulunmasa bile mutlaka zabıt ve müsadere olunur.

Taşınması memnu olmıyan silahların ruhsatsız taşınması halinde de zabıt ve müsaderesine hükmolunur.

MADDE 37 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Ceza ile mahkûmiyet suçtan mutazarrır ve mağdur olanların mallarının istirdadını ve duçar oldukları zararların tazminini dava edebilmelerine halel getirmez.

MADDE 38 - Emvalin istirdadından ve uğranılan zararların tazmininden başka bir şahsın veya bir ailenin şeref ve haysiyetini ihlâl eden her nevi cürüm ve kabahatlerde bir gûna maddi zarar vukua gelmese bile mahkeme mağdurun talebine mebni manevi zarar mukabili olarak muayyen tazminat itasında hüküm edilebilir.

MADDE 39 - Mahkûm muhakeme masraflarını çeker.

Bir cürüm veya kabahatten dolayı mahkûm olan şahıslar malların istirdadından ve uğranılan zararların tazmininden ve manevi zarar mukabili olarak takdir olunan tazminattan ve muhakeme masraflarının ödenmesinden birbirlerine kefil olarak mesuldürler.

Muhtelif cürüm ve kabahatlerden dolayı bir ilâm ile mahkûm olan bir kaç kişinin birbirine kefil olarak mesuliyetleri yalnız müştereken mahkûmiyeti intaç eden fiile aittir.

MADDE 40 - Hüküm katiyet kesbetmeden evvel vukubulan mevkufiyet ceza mahkûmiyetlerinden indirilir.

Eğer mahkûm hakkında sürgün cezası hükmolunmuş ise bir günlük mevkufiyet üç günlük sürgüne mukabil sayılır. (*)

Eğer yalnız cezayı nakdi tertip olunmuş ise tenzil, 19 uncu maddede gösterilen hesaba göre yapılır.

(*) Sürgün cezası 13 Temmuz 1965 tarih ve 647 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesiyle kaldırılmıştır.

MADDE 41 - Hidematı âmmeden memnuiyet, veya muayyen bir meslek ve sanatın tatili cezası, gıyaben verilen kararlara müteallik ahkâmı kanuniye müstesna olmak üzere, hükmün katileşdiği tarihten başlar.

Eğer hidematı âmmeden memnuiyet veya bir meslek ve sanatın tatili ve sair ehliyetsizlik cezası şahsi hürriyeti tahdit eden diğer bir cezaya bağlı olur veya bir ceza mahkumiyetinin neticesi bulunursa asıl cezanın icrası müddetince devam etmekle beraber hüküm ilâmında veya kanunda tâyin edilen müddet ancak cezanın ikmal edildiği veya sakit olduğu günden başlar.

MADDE 42 - (Emniyeti umumiye idaresinin nezareti altında bulundurulma cezası ve tedibiri ile ilgili hükümler 15 Nisan 1987 tarih ve 3352 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmakla hükmü kalmamıştır.)

MADDE 43 - İdam veya müebbet ağır hapis cezalarını mutazammın olan hüküm ilâmının hulâsası hükmün sadır olduğu ve cürmün işlendiği ve mahkumualeyhin en son ikamet ettiği mahalle veya kariyenin münasip mahallerine asılarak ilân olunur. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

DÖRDÜNCÜ BAP

CEZAYA EHLİYET VE BUNU KALDIRAN VEYA HAFİFLETEN SEBEPLER

MADDE 44 - Kanunu bilmemek mazaret sayılmaz.

MADDE 45 - Cürümde kasdin bulunmaması cezayı kaldırır. Failin bir şeyi yapmasının veya yapmamasının neticesi olan bir fiilden dolayı kanunun o fiile ceza tertip ettiği ahval müstesnadır.

Kabahatlerde kasit sabit olmasa bile herkes kendi fiil veya ihmalinden mesuldür.

(Ek son fıkra: 4785 - 8.1.2003 / m.1) Failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde ceza üçte bir oranında artırılır.

MADDE 46 - (Değişik:6569 - 18.5.1955) Fiili işlediği zaman şuurunun veya harekâtının serbestisini tamamen kaldıracak surette akıl hastalığına duçar olan kimseye ceza verilemez.

Ancak bu şahsın muhafaza ve tedavi altına alınmasına hazırlık tahkikatında Sulh Hâkimi, ilk tahkikatta Sorgu Hâkimi ve son tahkikatta vazifeli mahkeme tarafından karar verilir.

Muhafaza ve tedavi altında bulundurma müddeti şifaya kadar devam eder. Yalnız maznuna isnadolunan suç, ağır hapis cezasını müstelzim ise bu müddet bir seneden az olamaz.

Muhafaza ve tedavi altına alınan şahıs; muhafaza ve tedavinin icra kılındığı müessesenin sıhhi heyetince, şifası tebeyyün ettiğine dair verilecek rapor üzerine aynı kazai mercice serbest bırakılır.

Bu husustaki rapor ve kararda, hastalığın ve isnadolunan suçun mahiyeti gözönünde tutularak, içtimai emniyet bakımından şahsın tıbbi kontrola ve muayeneye tabi tutulup tutulmıyacağı, tutulacaksa müddet ve fâsılası da gösterilir.

Tıbbi kontrol ve muayene; Cumhuriyet Müddeiumumilerince, kararda gösterilen müddet ve fâsılalarda bu şahısların bulundukları mahalde yoksa en yakın salâhiyetli mütehassısı olan hastane sıhhi heyetlerine sevk edilmeleri suretiyle temin olunur.

Bu tıbbi kontrol ve muayenede nüks ârazı gösterenler hâkim veya mahkeme karariyle yine muhafaza ve tedavi altına alınıp aynı muamelelere tabi tutulur.

MADDE 47 - (Değişik:6123 - 9.7.1953) Fiili işlediği zaman şuurunun veya harekâtının serbestisini ehemmiyetli derecede azaltacak surette aklî mâluliyete müptelâ olan kimseye verilecek ceza aşağıda yazılı şekilde indirilir:

1 - İdam cezası yerine 15 seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis,

2 - Müebbet ağır hapis yerine 10 seneden 15 seneye kadar ağır hapis,

3 - Amme hizmetlerinden müebbet memnuiyet yerine muvakkatı memnuiyet; cezaları hükmolunur.

Diğer cezalar üçte birden yarıya kadar indirilir. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 48 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Suçu işlediği esnada ârızî bir sebepten dolayı 46 ve 47 nci maddelerde münderiç aklî maluliyet halinde bulunan kimseler hakkında o maddelerdeki ahkâm tatbik olunur.

İhtiyari sarhoşlukla ve ihtiyari ile kullanılan uyuşturucu madde tesiriyle işlenen fiiller bu madde hükmünden hariçtir.

MADDE 49 - 1 - Kanunun bir hükmünü veya salâhiyettar bir merciden verilip infazı vazifeten zaruri olan bir emri icra suretiyle,

2 - Gerek kendisinin gerek başkasının nefsine veya ırzına vukubulan haksız bir taarruzu filihal def'i zaruretinin bais olduğu mecburiyetle,

3 - Gerek nefsinin ve gerek başkasının vukuuna bilerek mahal vermediği ve başka türlü tahaffüz imkânı da olmadığı ağır ve muhakkak bir tehlikeden muhafaza etmek zaruretinin bais olduğu mecburiyetle, işlenilen fiilerden dolayı faile ceza verilemez.

Bir numaralı bentte gösterilen halde merciinden sadır olan emir hilâfı kanun olduğu takdirde neticesinden hasıl olan cürme müterettip ceza emri veren âmire hükmolunur.

MADDE 50 - (Değişik:3038 - 11.6.1936) 49 uncu maddede yazılı fiilerden birini icra ederken kanunun veya salâhiyettar makamının veya zaruretin tâyin ettiği hududu tecavüz edenler cürüm ölüm cezasını müstelzim ise sekiz seneden aşağı olmamak üzere hapis ve müebbed ağır hapis cezasını müstelzim olduğu takdirde altı seneden on beş seneye kadar hapis cezasile cezalandırılır. Sair hallerde asıl suça müretteb ceza altıda birinden eksik ve yarısından ziyade olmamak üzere indirilir ve ağır hapis hapse tahvil olunur ve âmme hizmetlerinden müebbed memnuiyet cezası yerine muvakkat memnuiyet cezası verilir. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 51 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953)Bir kimse haksız bir tahrikin husule getirdiği gazap veya şedit bir elemin tesiri altında bir suç işler ve bu suç ölüm cezasını müstelzim bulunursa müebbet ağır hapis cezasına ve müebbet ağır hapis cezasını müstelzim bulunursa yirmi dört sene ağır hapis cezasına mahkûm olur. Sair hallerde işlenen suçun cezasının dörtte biri indirilir.

Tahrik ağır ve şiddetli olursa ölüm cezası yerine yirmi dört sene ve müebbet ağır hapis cezası yerine on beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası verilir.

Sair cezaların yarısından üçte ikisine kadarı indirilir. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 52 - Bir kimse bir hata veya sair bir arıza yüzünden cürmü kast ettiği şahıstan başka bir şahsın zararına işlemiş olursa cürümden zarar gören kimsenin sıfatından neşet eden ve cezayı şiddetlendiren esbap faile tahmil olunmaz. Belki cürüm kast olunan şahsa karşı işlenmiş gibi telâkki olunarak, fail cürmün tazammun edebileceği esbabı muhaffefeden istifade eder.

MADDE 53 - Fiili işlediği zamanda on bir yaşını bitirmemiş olanlar hakkında takibat yapılamaz ve ceza verilemez.

Ancak fiil kanunen bir seneden ziyade hapis cezasını veya daha ağır cezayı müstelzim bir cürüm olduğu takdirde müddei umuminin talebi üzerine mahkeme reisi çocuğun, istirdadı kabil tedabirden olmak ve on sekiz yaşını geçmiyecek müddetle mukayyet bulunmak üzere terbiye ve ıslah için devlet idare veya murakabesinde bulunan bir müesseseye konmasını veyahut -takayyüt ve nezaretinde teseyyüp ve ihmal ile bir cürüm işlemesine meydan verirlerse kendilerinden iki yüz liraya kadar cezayı nakdî alınacağı ihtariyle- ana baba veya vasiye teslimini emreder.

MADDE 54 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Fiili işlediği zaman on bir yaşını bitirmiş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar, farik ve mümeyyiz olmadıkları surette haklarında hiçbir ceza tertip olunamaz. Ancak işlenilen fiil bir seneden fazla hapis veya daha ağır bir cezayı müstelzim cürümlerden ise bundan evvelki madde ahkâmı tatbik olunur.

(Değişik 2.fıkra: 2787 - 21.1.1983) Eğer çocuk işlediği fiilin bir suç olduğunu fark ve temyiz ile hareket etmiş ise suçunun cezası aşağıda yazılı şekillerde indirilir:

1. Ölüm cezası yerine onbeş yıldan, müebbet ağır hapis cezası yerine on yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası verilir.

2. Diğer cezalar yarıya indirilir. Ağır hapis cezaları hapse çevrilir. Ancak, bu bendin tatbiki suretiyle hükmolunacak cezalar her fiil için yedi yıldan fazla olamaz.

Amme hizmetlerinden memnuiyet ve emniyeti umumiye nezareti altına alınmak cezaları tatbik olunmaz.

Şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalar, para cezasından çevrilmiş olsa dahi eğer suçlu cezanın çektirilmesine başlandığı zaman on sekiz yaşını bitirmemiş ise ceza bir ıslahhanede çektirilir.

Bu mahkumiyetler tekerrüre esas olamaz. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 55 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953)) Fiili işlediği zaman on beş yaşını bitirmiş olup da on sekiz yaşını bitirmemiş olanlar hakkında aşağıda yazılı şekillerde ceza tâyin olunur.

1. İdam cezası yerine yirmi seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası;

2. Müebbet ağır hapis yerine on beş seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezası verilir;

3. (Değişik: 2787 - 21.1.1983) Diğer cezaların üçte biri kadarı indirilir. Ancak, bu bendin tatbiki suretiyle hükmolunacak cezalar her fiil için ondört yıldan fazla olamaz;

4. Amme hizmetlerinden memnuiyet ve emniyeti umumiye nezareti altına alınmak cezaları tatbik edilmez.

Cezanın çektirilmesine başlandığı zaman on sekiz yaşını bitirmemiş olanlar hakkında hürriyeti bağlayıcı cezalar para cezasından çevrilmiş olsa dahi, onlara mahsus ceza evlerinde veya büyüklere mahsus ceza evlerinin hususi kısımlarında çektirilir.

Bunlar on sekiz yaşını geçtikleri zaman eğer mahkûm oldukları ceza müddeti üç seneden ve geri kalan müddeti iki seneden fazla ise büyük mahkumların bulundukları ceza evlerine naklolunurlar.

Ancak bunlardan, geçirdikleri müddet içindeki hal ve durumlarına göre münasip görülenler hususi ceza evinde veya büyüklere mahsus ceza evlerinin hususi kısımlarında alıkonulabilirler.

Hükmün infazına başlandığı tarihte on sekiz yaşını bitirmiş ve mahkûm oldukları ceza müddeti üç seneden az bulunmuş olup da geçmişteki hallerine nazaran hususi ceza evinde veya büyüklere mahsus ceza evlerinin hususi kısımlarında bulundurulmaları daha uygun görülenlerin cezaları bu evlerde çektirilir. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 56 - ( 6 Temmuz 1960 tarih ve 15 sayılı kanunla yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 57 - Fiili işlediği zaman henüz on beş yaşını bitirmeyen sağır - dilsizler hakkında takibat yapılmaz. Bunlar hakkında yirmi dört yaşına kadar kalmak üzere 53 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü tatbik olunabilir.

MADDE 58 - (Değişik:3038 - 11.6.1936) Fiili işlediği zaman on beş yaşını bitirmiş olup da yaptığı işin neticesini fark ve temyiz ile hareket ettiği anlaşılmayan sağır, dilsizlere ceza verilmez.

Ancak fiil cürum olduğu ve bir seneden fazla hapis cezasını veya daha ağır bir cezayı müstelzim bulunduğu takdirde yirmi dört yaşını henüz ikmal etmiyen sağır-dilsiz hakkında yirmi dört yaşına kadar kalmak üzere 53 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri tatbik edilebilir.

Eğer fail yirmi dört yaşını bitirmiş ise mahkeme, hakkında 46 ncı maddede gösterildiği surette muamele yapılmak üzere kendisinin salâhiyetli makama teslimini emredebilir.

Eğer sağır-dilsizin suçu işlemekte fark ve temyiz ile hareket ettiği anlaşılır ve işlediği zaman on sekiz yaşını bitirmemiş bulunursa birinci fıkrası müstesna olmak üzere 54 üncü madde hükümleri tatbik olunur.

(Değişik: 2787 - 21.1.1983) Sağır-dilsiz onsekiz yaşını bitirip de yirmi bir yaşını bitirmemiş ise 55 inci madde hükümleri tatbik olunur.

(Ek Fıkra: 2787 - 21.1.1983) Sağır, dilsiz yirmibir yaşını bitirmiş ise, ölüm cezası yerine otuz yıl, müebbet ağır hapis cezası yerine yirmidört yıl ağır hapis cezası hükmolunur. Sair hallerde cezanın altıda biri indirilir. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 59 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Kanuni tahfif sebeplerinden ayrı olarak mahkemece her ne zaman fail lehine cezayı hafifletecek takdiri sebepler kabul edilirse idam cezası yerine müebbet ağır hapis ve müebbet ağır hapis yerine 30 sene ağır hapis cezası hükmolunur.

Diğer cezalar altıda birden fazla olmamak üzere indirilir. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanununda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 60 - Başkalarının nüfuz ve idare ve nezareti altında bulunanların işledikleri kabahatlerde eğer fiil, nüfuzlarının cari olduğu daire dahilinde riayet ettirmekle nizamen mükellef oldukları ahkâma karşı işlenmiş kabahatlerden olduğu ve bunların kendi dikkat ve basiretleriyle meni mümkün bulunduğu takdirde ceza failden maada nüfus ve idare ve nezareti haiz olan metbular hakkında dahi tatbik olunur.

Eğer kabahat fail üzerinde nüfuz ve idare ve nezareti olanların emriyle, bunların kanunen riayet ettirmeğe mecbur oldukları ahkâm ihlâl, edilerek yapılmış olursa ceza emri veren metbudan maada salâhiyettar merciin bir emri mahsusunu veya bir ihtarını ısga etmiyerek kabahati irtıkâp eden tâbi hakkında da tatbik olunur.

BEŞİNCİ BAP

CÜRME TEŞEBBÜS

MADDE 61 - (Değişik: 3112 - 3.2.1937) Bir kimse işlemeği kasdeylediği bir cürmü vesaiti mahsusa ile icraya başlayıp da ihtiyarında olmıyan esbabı maniadan dolayı o cürmün husulüne muktazi fiilleri ikmal edememiş ise kanunda yazılı olmıyan yerlerde fiil, ölüm cezasını müstelzim olduğu takdirde müteşebbis hakkında on beş seneden 20 seneye ve müebbet ağır hapis cezasını müstelzim olduğu takdirde on seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur. Sair hallerde o cürüm için kanunen muayyen olan ceza, yarısından üçte ikisine kadar indirilir.

Müteşebbis, cürmün ef'ali icrayesinden ihtiyariyle vazgeçtiği, fakat tamam olan kısım esasen bir suç teşkil ettiği halde ancak o kısma mahsus ceza ile cezalandırılır. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 62 - (Değişik: 3112 - 3.2.1937) Bir kimse işlemeği kasdettiği cürmün tallük eden bütün fiileri bitirmiş, fakat ihtiyarında olmıyan bir sebepten dolayı o cürüm meydana gelmemiş ise kanunda yazılı olmıyan yerlerde fiil ölüm cezasını müstelzim olduğu takdirde müteşebis hakkında yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis ve müebbet ağır hapis cezasını müstelzim olduğu takdirde on beş seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur. Sair hallerde o cürüm için kanunen muayyen olan ceza altıda birinden üçte birine kadar indirilir. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 63 - ( 3.2.1937 tarih ve 3112 sayılı kanunun 3 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)

ALTINCI BAP

CÜRÜM VE KABAHATTE İŞTİRAK

MADDE 64 - (Değişik: 3112 - 3.2.1937 ) Bir kaç kişi bir cürüm veya kabahatın icrasına iştirak ettikleri takdirde fiili irtıkâp edenlerden veya doğrudan doğruya beraber işlemiş olanlardan her biri o fiile mahsus ceza ile cezalandırılır.

Başkalarını cürüm ve kabahat işlemeğe azmettirenlere dahi aynı ceza hükmolunur. Ancak fiili icra edenin onu işlemekte şahsi bir menfaati olduğu sabit olursa azmettiren şahsın cezası, ölüm yerine yirmi dört sene ve müebbet ağır hapis yerine yirmi sene ağır hapistir. Sair cezaların altıda biri indirilir. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 65 - (Değişik: 4055 - 2.6.1941) I - Suç işlemeğe teşvik veya suçu irtikâp kararını takviye ederek yahut fiil işlendikten sonra müzaherat ve muavenette bulunacağını vadeyleyerek,

II - Suçun ne surette işleneceğine mütaallik talimat vererek yahut fiilin işlenmesine yarıyacak iş veya vasıtaları tedarik ederek,

III - (Değişik:2787 - 21.1.1983) Suç işlenmeden evvel veya işlendiği sırada müzaharet ve muavenetle icrasını kolaylaşırarak suça iştirak eden şahıs, işlenmiş fiile mahsus olan ceza ölüm cezası ise yirmi yıldan, müebbet ağır hapis cezası ise onaltı yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası ile cezalandırılır. Sair hallerde kanunen muayyen olan cezanın yarısı indirilir.

Bu maddede yazılı fiillerden birini işleyen kimsenin iştiraki inzimam etmeksizin fiilin irtikâbı mümkün olamıyacağı sabit olan hallerde o kimse yukarıda gösterilen tenzilâttan istifade edemez. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 66 - Bir cürüm veya kabahati beraber işleyenlerden veya icrasını kolaylaştırmağa yardım edenlerden biri hakkında teşdidi cezayı mucip olan şahsa merbut daimî veya ârızî ahval ve evsaf, cürüm veya kabahate iştirak eyledikleri zamanda ona vâkıf olan faillere dahi sirayet eder. Ancak haklarında terettüp eden cezanın altıda biri indirilebilir ve idam ile müebbet ağır hapis cezasına bedel yirmi seneden yirmi dört seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 67 - Fiilin cezasını teşdit eden maddi esbabı dahi cürüm veya kabahatin vasfını tebdil edecek şekilde olsabile fiil işlendiği zamanda ona vâkıf olan şeriklere saridir.

YEDİNCİ BAP

SUÇ VE CEZALARIN İÇTİMAI

MADDE 68 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Bir kimse mütaaddit suçlardan dolayı Hüküm veya Ceza Kararnamesiyle mahkûm edilirse cezalar bu bap hükümlerine göre içtima ettirilir.

MADDE 69 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Bir Hüküm veya Ceza Kararnamesinden sonra aynı kimsenin bu mahkumiyetten önce veya sonra işlediği bir suçtan dolayı mahkûm edilmesi halinde cezaların içtimaı hükümleri tatbik olunur.

MADDE 70 - (Değişik: 3679 - 21.11.1990) Birden çok müebbet ağır hapse mahkûmiyet halinde, altı aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere hükmedilecek miktarı geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle, müebbet ağır hapis cezası infaz olunur. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-B maddesi hükmü gereğince, idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülenler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 70, 73 ve 82 nci maddelerinde öngörülen süreler iki kat, terör suçluları hakkında üç kat olarak uygulanır.

MADDE 71 - (Değişik:6123 - 9.7.1953) Aynı neviden şahsi hürriyeti bağlıyan muvakkat cezalara mahkûmiyet halinde bu cezaların mecmuu tatbik olunur.

24 seneden aşağı olmamak üzere en az iki ağır hapis cezasına mahkûmiyet halinde müebbet ağır hapis cezası tatbik olunur.

MADDE 72 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Aynı neviden para cezalarına mahkûmiyet halinde bu cezaların mecmuu tatbik olunur.

MADDE 73 - (Değişik: 6123 9.7.1953) Cezalardan biri müebbet ağır hapis ve diğeri şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat bir ceza ise, ilâve edilecek cezanın nevi ve miktarına göre on günden az ve üç seneden fazla olmamak üzere geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet ağır hapis cezası tatbik olur. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-B maddesi hükmü gereğince, idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülenler hakkında Türk Ceza Kanununun 70, 73 ve 82 nci maddelerinde öngörülen süreler iki kat, terör suçluları hakkında üç kat olarak uygulanır.

MADDE 74 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Başka neviden hürriyeti bağlayıcı muvakkat cezalara mahkûmiyet halinde bu cezaların hepsi ayrı ayrı ve tamamen tatbik olunur.

İnfazda ağır hapis, hapis, hafif hapis ve sürgün sırası takip edilir. (*)

(*) Sürgün cezası, 13.7.1965 tarih ve 647 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesiyle kaldırılmıştır.

MADDE 75 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Başka neviden para cezalarına mahkûmiyet halinde bu cezaların hepsi ayrı ayrı tamamen tatbik olunur.

Para cezaları sair cezalarla birleştiği takdirde de hepsi ayrı ayrı ve tamamen tatbik olunur.

MADDE 76 - (Değişik:6123 - 9.7.1953) Fer'i cezalar ve mahkûmiyetin bütün diğer cezai neticeleri her ceza hakkında ayrı ayrı tâyin ve tatbik olunur.

MADDE 77 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) 1. Aynı neviden şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat cezaların birleştirilmesi halinde tatbik edilecek ceza ağır hapiste 36, hapiste 25, sürgünde 15, hafif hapiste 10 seneyi geçemez.

2. Başka neviden şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat cezaların mecmuu otuz seneyi geçemez. Bu haddi aşan ceza miktarı sırası ile sürgün, hafif hapis, hapis ve ağır hapisten tenzil edilir.

3. Ağır para cezası ile hafif para cezası birleştiği takdirde çevrilecek cezanın nev'i hapistir.

4. Birleştirilen para cezalarının şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya çevrilmesi halinde bu ceza müddeti beş seneyi geçemez.

5. (Değişik: 3679 - 21.11.1990) İçtima neticesinde uygulanacak süreleri fer'i cezalar, kamu hizmetlerinden yasaklanma cezasında on, muayyen bir meslek ve sanatın icrasının tatilinde dört yılı geçemez.

6. Yukarıki fıkralarda yazılı yukarı hadlere baliğ olan cezalara kati surette mahkumiyetten sonra işlenen suçlardan dolayı verilecek cezalar aynen tatbik olunur.

MADDE 78 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Bir kimse bir suçu işlemek veya vuku bulmuş bir suçu gizlemek için diğer bir suç işlediği veyahut o suç vesilesile kanunda suç teşkil eden diğer bir fiil daha irtikâb eylediği takdirde mezkur fiiller kanunen o suçu tertib eden anasırdan veya suçun esbabı müşeddedesinden sayılmazsa o kimse hakkında evvelki maddelerin müştemil olduğu hükümlere göre ceza tertib olunur.

MADDE 79 - İşlediği bir fiil ile kanunun muhtelif ahkâmını ihlâl eden kimse o ahkâmdan en şedit cezayı tazammun eden maddeye göre cezalandırılır.

MADDE 80 - (Değişik: 4055 - 2.6.1941) Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün bir kaç defa ihlâl edilmesi, muhtelif zamanlarda vâkı olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır.

SEKİZİNCİ BAP

CÜRÜMDE TEKERRÜR

MADDE 81 - (Değişik:3038 - 11.6.1936) Bir kimse beş seneden ziyade müddetle bir mahkumiyete uğradıktan sonra cezasını çektiği veya ceza düştüğü tarihten itibaren on sene ve diğer cezalarda beş sene içinde başka bir suç daha işlerse yeni suça verilecek ceza altıda bire kadar artırılır.

Yeni suç evvelki mahkumiyete sebep olan suç cinsinden ise hükmedilecek ceza altıda birden üçte bire kadar artırılır.

İkinci suç için tayin edilecek cezaya tekerrürden dolayı zammı lâzımgelen miktar, hiç bir suretle evvelki suç için hükmedilmiş olan cezaların en ağırından ziyade olarak tayin olunamaz.

Evvelki veya sonraki suçlardan biri para cezası veya sürgün ve diğeri başka bir ceza olduğu takdirde tekerrürden dolayı yapılacak zam miktarının tayininde 19 uncu veya 40 ıncı maddelerde yazılı nisbet kaideleri tatbik olunur.

MADDE 82 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Müebbed ağır hapis cezasına mahkûm olan kimse diğer bir veya bir kaç cürüm işlediği takdirde mahkûmun geceli gündüzlü bir hücrede yalnız bırakılması müddeti eğer sonraki cürmü veya cürümleri muvakkat ağır hapis cezasını müstelzim ise bu cezanın veya bu cezalar mecmuunun sekizde birine, hapis cezasını müstelzim ise onda birine müsavi bir müddet uzatılır.

(Değişik: son fıkra: 3679 - 21.11.1990) Sonraki cürümden dolayı da mahkuma müebbet ağır hapis cezası tayin olunmuşsa ilave edilecek hücre müddeti altı aydan az, üç yıldan fazla olamaz. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-B maddesi hükmü gereğince, idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülenler hakkında Türk Ceza Kanununun 70, 73 ve 82 nci maddelerinde öngörülen süreler iki kat, terör suçluları hakkında üç kat olarak uygulanır.

MADDE 83 - (11.06.1936 tarih ve 3038 sayılı kanunla yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 84 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Tekerrür halinde hükmedilecek ağır para cezasının 19 uncu maddeye göre hapse çevrilmesi halinde hapis müddeti beş seneyi geçemez.

MADDE 85 - (Değişik: 3038 -11.6.1936) İşlediği suçlardan dolayı her defasında üç aydan fazla olmak üzere iki defa veya daha fazla şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalarla mahkûm olan kimse 81 inci maddede yazılı müddetler içinde, yine şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezanın verilmesini icab ettiren aynı cinsten bir suç işler ve göreceği cezanın müddeti otuz aydan aşağı olursa mezkur ceza müddeti yarı ve sair hallerde ağır hapis ve hapiste otuz seneyi geçmemek üzere üçte biri nisbetinde artırılır.

MADDE 86 - Aynı maddei kanuniyeye tetabuk eden veya kanunun bir faslında münderiç bulunan cürümlerden başka:

1 - Devletin emniyeti aleyhine işlenilen cürümler,

2 - Resmî memurlar tarafından memuriyetlerine ait vazifelerin ihlâli veya memuriyetin suistimali suretiyle işlenilen cürümler,

3 - Siyasî veya dinî hürriyetlere müteallik cürümlerle dinî memurların vazifeleri esnasında yaptıkları suistimalât,

4 - İcra ettikleri vazifeden dolayı hükkâm ile memurlar ve devlet idaresi ve âmmenin nizamı aleyhine irtikâb olunan cürümler,

5 - Cürüm tasnii ve iftira ve yalan şahadet ve yalan yere yemin ve avukatlarda dâva vekillerinin vazifelerini suiistimal cürümleri,

6 - Ammenin selâmeti aleyhinde işlenilen cürümler,

7 - Sekizinci bapta münderiç cürümler,

8 - Şahıslar aleyhindeki cürümlere mahsus babın birinci ve ikinci fasıllarında münderiç cürümler,

9 - Hırsızlık, yağma ve garet ve ifşayı sır tehdidiyle temini menfaat ve dolandırıcılık ve emniyeti suiistimal ve eşyayı cürmiyeyi satın almak ve saklamak ve hileli iflâs maddelerinde ve üçüncü babın dokuzuncu faslının son maddesiyle onuncu faslının 276 ncı maddesinde ve on birinci faslında ve altıncı babın birinci faslının ilk beş maddesinde ve beşinci faslında ve yedinci babın üçüncü faslının ilk beş maddesiyle son maddesinde muharrer bilcümle cürümler,

Bir cinsten addolunur.

MADDE 87 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Geçen maddelerin tatbikatında:

1. Kabahat fiilinden dolayı sâdır olan hükümler bir cürüm vukuunda ve cürme mütaallik hükümler kabahat vukuunda;

2. Tedbirsizlik ve dikkatsizlik ve meslek ve sanatın icrası hususunda tecrübesizlik ve emirlerle nizamlara riayetsizlik neticesi olarak işlenen cürümler diğer cürümler mukabilinde ve sair cürümler bunlar mukabilinde;

3. Sırf askerî cürümler hakkında sâdır olan hükümler;

4. Bu kanunun 6 ncı babının birinci faslındaki 316, 317, 318, 319, 320, 324 ve 331 inci maddeleriyle ikinci faslındaki 332 ve 333 üncü ve 7 nci babın 3 üncü faslındaki 403 ve 404 üncü maddelerde yazılı hususlardan dolayı verilen hükümler müstesna olmak üzere yabancı memleket mahkemelerinden verilen hükümler; tekerrüre esas olamaz.

MADDE 88 - Tekerrür hükümlerinin tatbikında diğer bir cezadan kalbolunmuş olan ceza asıl ceza addolunur.

MÜSTAKİL FASIL

CEZALARIN TECİLİ

MADDE 89 - (13.7.1965 tarih ve 647 sayılı kanunun geçici 4 üncü maddesiyle kaldırılmıştır. Bk. aynı kanun Madde 6)

MADDE 90 - On sekiz yaşını doldurmamış çocuklar ile yetmişine varmış ihtiyarların mahkûm oldukları hapis cezası bir seneden fazla olmadığı halde dahi evvelki madde hükmü tatbik olunur.

MADDE 91 - (Değişik: 2275 - 8.6.1933) Seksen dokuzuncu madde hükmü, mahkeme kararında hilâfı tasrih edilmedikçe fer'i cezalar hakkında da tatbik olunur.

MADDE 92 - Tazminat kabilinden olan cezayı nakdî ve zabt ve müsaderesi kanunen mecburi olan eşya ile muhakeme masrafları tecil olunmaz.

MADDE 93 - Cezaların tecili kararının infazı hukuku şahsiyenin mahkûm tarafından rızasiyle ifasına veya teminine talik olunabilir.

MADDE 94 - (Değişik: 3112 - 3.2.1937) Cezası tecil edilen mahkûm hazır ise mahkemenin reisi cezanın tecil edildiğini tefhim ettikten sonra yeniden bir suç işlediği takdirde 95 inci madde hükmü dairesinde tecil olunan ceza çektirilmekle beraber sonraki cürüm cezasının dahi şartlarına muvafık olduğu takdirde, tekerrürden dolayı artırılacağını kendisine ihtar eder.

MADDE 95 - (Değişik: 4055 - 2.6.1941) I - Kabahat ile mahkûm olan kimse hüküm tarihinden itibaren bir sene içinde bir cürümden veya evvelki hükmün verildiği mahaldeki Asliye mahkemesinin kazası dairesinde diğer bir kabahatten dolayı aynı cinsten veya daha ağır bir cezaya,

II - Cürüm ile mahkûm olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde işlediği diğer bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkûm olmazsa, cezası tecil edilmiş olan mahkûmiyeti esasen vâkı olmamış sayılır. Aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur.

DOKUZUNCU BAP

DAVA VE CEZANIN SUKUTU

MADDE 96 - Maznunun vefatı hukuku âmme dâvasını ortadan kaldırır.

Mahkûmun vefatı ceza mahkûmiyetini ve hattâ henüz icra edilmemiş olan ağır ve hafif cezayı nakdî hükümlerini bütün neticeleriyle beraber ortadan kaldırır. Ancak eşya zabt ve müsaderesi ve muhakeme masrafları için sadır olup mahkûmun vefatından evvel katiyet kesbeden hükümler tenfiz olunur.

MADDE 97 - Umumi af, hukuku âmme dâvasını ve hükmolunan cezaları bütün neticeleri ile birlikte ortadan kaldırır.

MADDE 98 - Hususi af, havi olduğu sarahate göre cezayı ortadan kaldırır veya azaltır veya değiştirir ve daha ağır bir cezadan mübeddel olan cezaya kanunen ilâve edilmemiş bulunmak şartiyle mahkûmun kanuni mahcuriyetini de ref eder. Ancak kanun veya kararnamesinde hilâfı yazılı olmadıkça fer'i ve mütemmim cezalara tesir etmez. Hususi affı tazammun eden kanun veya kararnamede sarahat bulunan ahval müstesnadır.

MADDE 99 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Takibat yapılabilmesi dava veya şikâyete bağlı suçlarda suçtan zarar gören kimsenin vazgeçmesi hukuku âmme davasını düşürür. Ancak kanunda hilâfı yazılı olmadıkça cezanın infazına mâni olmaz.

Maznunlardan biri hakkındaki dava veya şikayetten vazgeçme diğerlerine de sirayet eder.

Kanunda yazılı haller müstesna olmak üzere, vazgeçme onu kabul etmiyen maznuna tesir etmez.

MADDE 100 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Umumi ve hususi aflar ve suçtan zarar görenin davadan veya şikayetten vazgeçmesi ne zaptolunan eşyanın ne de malsandığına tediye olunan ağır ve hafif para cezalarının istirdadını icab etmez.

MADDE 101 - (Emniyeti Umumiye İdaresinin nezareti altında bulundurulma cezası ve tedbiri ile ilgili hükümler 15 Nisan 1987 tarih ve 3352 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmakla hükmü kalmamıştır.)

MADDE 102 - (Değişik: 3531 - 29.6.1938) Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku âmme davası:

1 - Ölüm ve müebbed ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmi sene,

2 - Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis cezasını müstelzim cürümlerde on beş sene,

3 - Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı âmmeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene,

4 - Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis yahud sürgün veya hidematı âmmeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim cürümlerde beş sene,

5 - Bir aydan ziyade hafif hapis veya otuz liradan ziyade hafif para cezasını müstelzim fiillerde iki sene,

6 - Bundan evvelki bendlerde beyan olunan mikdardan aşağı cezaları müstelzim kabahatlerde altı ay geçmesile ortadan kalkar.

Bu kanunun ikinci kitabının birinci babında yazılı ölüm veya müebbed yahud muvakkat ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerin yurd dışında işlenmesi halinde dava müruruzamanı yoktur. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 103 - Müruruzamanın başlangıcı tamamiyle icra olunmuş cürüm ve kabahatler hakkında fiilin vukuu gününden ve teşebbüs olunan veya icra ve ikmal olunamayan cürümler hakkında son fiilin işlendiği tarihten ve mütemadi ve müteselsil cürümler hakkında dahi temadi ve teselsülün bittiği günden itibar olunur.

MADDE 104 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Hukuku âmme davasının müruruzamanı, mahkûmiyet hükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. Müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.

Bu halde müruruzaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar. Eğer müruruzamanı kesen muameleler müteaddid ise müruruzaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruruzaman müddetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilâvesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.

MADDE 105 - (Değişik: 3531 - 29.6.1938) Kanunun bir seneden aşağı müruruzaman tâyin ettiği hallerde her türlü usuli muamele müruruzamanı keser.

Ancak 103 üncü maddeye göre müruruzaman işlemeğe başladığı günden itibaren bir seneden aşağı müruruzamana tâbi kabahat nevinden suçlarda bir sene içinde mahkûmiyet kararı verilmemiş olursa hukuku âmme davası müruruzamana uğrar.

MADDE 106 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Bir suçtan dolayı yapılan ve müruruzamanı kesen muameleler o suçlarda her ne suretle olursa olsun iştiraki olup da aleyhlerinde takibat veya tahkikat yapılmamış olan kimseler hakkında dahi müruruzamanı keser.

MADDE 107 - Hukuku âmme dâvasının ikamesi mezuniyet veya karar alınmasına yahut diğer bir mercide halli lâzım gelen bir meselenin neticesine bağlı bulunduğu takdirde mezuniyet ve kararın alınmasına yahut meselenin halline kadar müruruzaman durur.

MADDE 108 - Takibi ancak şahsi dâva ikamesine bağlı olan fiil hakkında salâhiyettar kimse altı ay zarfında dâva etmediği takdirde takibat yapılamaz.

Müruruzaman haddini geçmemek şartiyle bu müddet dâvaya hakkı olan kimsenin fiilden ve failin kim olduğundan haberdar bulunduğu günden başlar.

Dâvaya hakkı olan bir kaç kimseden birisi altı aylık müddeti geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hukuku sakıt olmaz.

MADDE 109 - Aynı fiilden dolayı her ne suretle olursa olsun tekrar muhakemesi görülmek lâzımgelen mahkûmünaleyhin ahiren vakı olan mahkûmiyeti evvelki mahkumiyetinden daha hafif bir cezayı mutazammın ise müruruzaman müddeti sonraki hüküm ile tertip olunacak cezaya göre hesap olunur.

MADDE 110 - Hukuku âmme dâvasının düşmesi emval istirdadı ve uğranılan zararın tazmini için ikame olunan hakkı şahsi dâvasına halel vermez.

MADDE 111 - Hukuku âmme dâvasının düşmesi cürümden zarar gören şahsın dâvadan vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada dâvacı hukuku şahsiyesini ayrıca muhafaza eylememiş ise artık hukuk mahkemesinde dahi dâva edemez.

MADDE 112 - Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki müddetlerin müruriyle ortadan kalkar:

1 - İdam ve müebbet ağır hapis cezaları otuz sene,

2 - Yirmi sene ve daha fazla müddetle ağır hapis cezası yirmi dört sene,

3 - Beş seneden ziyade ağır hapis veyahut hapis veya müebbet sürgün cezası yirmi sene,

4 - Beş seneye kadar ağır hapis veyahut hapis veya muvakkat sürgün veya muvakkaten hidematı âmmeden memnuiyet cezalariyle ağır cezayı nakdi hükümleri on sene,

5 - Bir aydan ziyade hafif hapis veyahut bir meslek ve sanatın tatili icrası yahut otuz liradan ziyade hafif cezayı nakdî hükümleri dört sene,

6 - Bundan evvelki bentte beyan olunan miktardan aşağı ceza hükümleri on sekiz ay geçmesiyle ortadan kalkar.

Nevileri başka başka cezaları havi hükümler, en ağır ceza için konulan müddetin geçmesiyle ortadan kalkar.

Cezanın müruruzaman ile ortadan kalkmasından sonra Emniyeti Umumiye Nezareti altında bulunmak cezasının da hükmü kalmaz. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

Şu kadar ki,

Aynı Kanunun 1-A-a maddesi gereğince, Türk Ceza Kanununun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddelerinin idam cezasına ilişkin hükümleri saklıdır.

MADDE 113 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Hükümlerde müruruzaman hükmün kat'ileştiği veya infazın her hangi bir suretle inkıtaa uğradığı günden itibaren işlemeğe başlar.

MADDE 114 - (Değişik: 3038 - 11.6.1939) İlâmın infazına müteallik mahkuma salâhiyetli merci tarafından kanun dairesinde tebliğ olunan her türlü muamele müruruzamanı keser. Bundan başka şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalarda ilâmın infazı için mahkûmun yakalanması dahi müruruzamanı keser.

Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse müruruzaman cereyan ettiği sırada mahkûm olduğu suç cinsinden diğer bir suç daha işlediği takdirde müruruzaman yine kesilmiş olur.

MADDE 115 - (Değişik:3038 - 11.6.1936) Amme hizmetlerinden muvakkat memnuiyet yahut diğer bir ıskatı ehliyet cezası veya bir meslek ve sanatın tatili icrası sair cezalara zam ve ilâve edildiği veyahut bir hüküm neticesi olduğu takdirde ıskatı ehliyet ve tatili meslek ve sanat cezaları, onlar için muayyen olan müddetin iki misline muadil bir müddet geçmedikçe sakıt olmazlar ve işbu müruruzaman aslı mücazatın sakıt olduğu tarihten itibaren cereyana başlar.

MADDE 116 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Gerek hukuku âmme davasının ve gerek ceza hükümlerinin müruruzamanı 30 uncu madde mucibince hesap olunur.

MADDE 117 - (Değişik: 11.06.1936 - 3038 s. Y. m.1) Gerek dava ve gerek ceza müruruzamanı resen tatbik olunur ve bundan ne maznun ve ne de mahkûm vazgeçemezler.

MADDE 118 - (Değişik: 29.06.1938 - 3531 s. Y. m.1) Bu kanunun ikinci kitabının birinci babında yazılı ölüm veya müebbed yahud muvakkat ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerin yurd dışında işlenmesi halinde ceza müruruzamanı yoktur. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 119 - (Değişik: 2370 - 7.1.1981) (Değişik Fıkra: 07.12.1988 - 3506 s. Y. m.3) Yalnız para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezasının yukarı haddi üç ayı aşmayan suçun faili;

1. Para cezası maktu ise bu miktarı, aşağı ve yukarı hadleri gösterilmiş ise aşağı haddini,

2. Hürriyeti bağlayıcı cezanın aşağı haddinin, her gün için 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen aşağı hadler üzerinden karşılayan miktarını,

3. Hürriyeti bağlayıcı ceza ile birlikte para cezası da öngörülmüş ise, hürriyeti bağlayıcı ceza için yukarıdaki şekilde belirlenecek miktar ile para cezasının aşağı haddini,

Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığına yapılacak tebliğden itibaren on gün içinde merciine ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz.

Suçla ilgili kanun maddesinde, yukarı haddi üç ayı aşmayan hürriyeti bağlayıcı ceza veya para cezasından yalnız birisinin uygulanmasının öngörüldüğü hallerde, yukarıdaki fıkralara göre ödenmesi gereken miktar para cezası esas alınarak belirlenir.

Cumhuriyet savcılığına yapılacak tebligatta, ödenecek miktar, ödeme süresi ve belli edilen miktarın bu süre içinde ödenmesi halinde kamu davasının açılmayacağı ve ödemediği takdirde açılacak kamu davası üzerine suçu sabit görüldüğü takdirde mahkemece tayin edilecek cezanın yarı nispetinde artırılarak hükmolunacağı sanığa bildirilir.

Yukarıdaki fıkra uyarınca yapılan tebligata rağmen belli edilen miktarın süresinde ödenmemesi halinde kamu davası açılır ve suç sabit olduğu takdirde tayin edilecek ceza, aşağı ve yukarı haddi gösterilen hallerde yukarı haddi geçmemek üzere yarı nispetinde artırılarak hükmolunur.

Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan doğruya mahkemeye intikal etmiş olması halinde sanık sorgusundan önce hâkim tarafından verilecek on günlük mehil içinde bu madde hükümlerine göre tespit edilecek miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte merciine ödediği takdirde kamu davası ortadan kaldırılır. Verilen mehil içerisinde belirlenen paranın ödenmemesi halinde yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.

Yukarıdaki fıkra kapsamına giren bir suçtan ötürü doğrudan doğruya mahkemaye intikal eden işin ceza kararnamesiyle sonuçlandırılmış olması halinde itiraz üzerine duruşma yapılır ve bu halde de anılan fıkra hükümleri uygulanır.

Bu madde gereğince kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve zoralıma ilişkin hükümleri etkilemez.

Kanun maddesinde ayrıca bir meslek veya sanatın tatili cezasının bulunması bu madde hükmünün uygulanmasına engel olmaz.

Nispi para cezasını gerektiren suçlar hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.

MADDE 120 - Ceza hükümlerinin sukutu hukuku şahsiye ve istirdadı emval ve tazminat ve masarifi muhakemeye müteallik hükümlere halel vermez. Ancak umumi aftan neşet eden sukut masarifi muhakemenin tahsili hakkında hazinenin mütalebe hakkını dahi iskat eder.

ONUNCU BAP

MEMNU HAKLARIN İADESİ

MADDE 121 - Müebbeden hidematı âmmeden memnuiyet ve ceza mahkûmiyetinden mütevellit diğer nevi ademi ehliyet cezaları memnu hakların iadesi tarikiyle izale olunabilir.

MADDE 122 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) (Değişik 1.fıkra: 3679 - 21.11.1990) Yukarıdaki maddede yazılı ceza, şahsî hürriyeti bağlayıcı bir cezaya bağlı olduğu halde, buna mahkûm olan ve işlemiş olduğu cürümden dolayı pişmanlık duyduğunu ihsas edecek surette iyi hali görülen kimse, asıl cezasını çektiği veya ceza af ile ortadan kalktığı tarihten itibaren üç ve zamanaşımı ile düşmüş olduğu surette düştüğü tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra memnu haklarının iadesini talep edebilir.

Eğer bu mahrumiyet ve ıskatı ehliyet cezaları diğer bir cezaya ilâveten tertip olunmamış ise memnu hakların iadesi ancak hüküm ilâmının kat'ileştiği tarihten itibaren beş sene sonra istenebilir.

MADDE 123 - Mükerrirler cezanın tamamen infazından veya af yahut müruruzaman ile sukutundan itibaren bundan evvelki maddede beyan olunan müddetlerin iki katı geçmedikçe memnu haklarının iadesi istidasında bulunamazlar.

MADDE 124 - Memnu haklar, Usulü Muhakematı Cezaiye Kanununun tâyin ettiği suretlerle iade olunur. Memnu hakların iadesine alâkadarın talebi üzerine usulü dairesinde karar verilmesi mahkemeye aittir.

İKİNCİ KİTAP

CÜRÜMLER

BİRİNCİ BAP

DEVLETİN ŞAHSİYETİNE KARŞI CÜRÜMLER

BİRİNCİ FASIL

DEVLETİN ARSIULUSAL ŞAHSİYETİNE KARŞI CÜRÜMLER

MADDE 125 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Devlet topraklarının tamamını yabancı bir Devletin hâkimiyeti altına koymağa veya Devletin istiklâlini tenkise veya birliğini bozmağa veya Devletin hâkimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmağa matuf bir fiil işliyen kimse ölüm cezasile cezalandırılır. (*) (**)

(*) 12 Nisan 1991 Tarih ve 3713 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle "Terör Suçları" kapsamına alınmış olup, Yargılama Usulleri, Cezaların infazı ve Cezaların Artırılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

(**) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanununda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 126 - (Değişik:3038 - 11.6.1939) Devlet aleyhine silâh kullanan veya Türkiye ile harp halinde bulunan bir devletin ordusunda hizmet kabul eden vatandaş müebbed ağır hapis cezasile cezalandırılır. Yabancı devlet kuvvetlerine kumanda eden veya bunları sevk ve idareye müteallik bir vazife deruhte eden vatandaş hakkında ölüm cezası verilir.

Harp esnasında düşman Devlet toprağında bulunup da bu devlet kanunlarının tahmil ettiği bir mecburiyeti ifa zaruretile mezkûr fiili işliyen kimseye ceza verilmez.

Bu bab hükümlerine göre herhangi bir sebeple Türk vatandaşlığı sıfatını kaybeden kimse dahi vatandaş hükmünde sayılır.

Türkiye Devleti tarafından Devlet olarak tanınmış olmasa bile haklarında muharib muamelesi yapılan siyasî kümeler dahi Türkiye Devleti ile harp halinde bulunan Devlet gibi telâkki edilir. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 127 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Yabancı Devletin Türkiye Devleti aleyhine harp açması veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı ile anlaşan veya bu maksada matuf fiiller işliyen kimse on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Harp vuku bulursa ölüm cezası hükmolunur. Hasmane hareket vukua gelirse müebbet ağır hapis cezası verilir.

Türkiye Devletini bitaraflık ilânına veya bitaraflığın muhafazasına veyahut harp ilânına mecbur kılmak veya mecbur kılmağa matuf muameleler yapmak için yabancı ile anlaşan kimse beş seneden on seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Bu anlaşma matbuatla propaganda yapmak için vaki olmuş ise hükmolunacak ceza üçte bire kadar artırılır.

Millî menfaatler aleyhine hareketlerde bulunmak maksadile yabancıdan velevki bilvasıta olsun kendisi veya başkaları için para veya herhangi bir menfaat veya vaid kabul eden vatandaş eğer fiil daha ağır bir cürüm teşkil etmiyorsa üç seneden on seneye kadar ağır hapis ve beş yüz liradan iki bin liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılır.

Aynı ceza para veren veya sair menfaat temin veya vadeden yabancı hakkında da tatbik olunur.

Aşağıdaki hallerde ceza üçte birden aşağı olmamak üzere artırılır.

1 - Fiil harp esnasında işlenmiş ise,

2 - Para veya menfaat matbuat vasitasile propaganda yapmak için verilmiş veya vadedilmiş ise. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 128 - (Değişik: 3038 - 11.6.1939) Türkiye Devletini harp tehlikesine maruz kılacak şekilde Hükûmetin tasvibi olmaksızın yabancı bir Devlet aleyhine asker toplıyan veya diğer hasmane hareketlerde bulunan kimse beş seneden on iki seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır. Eğer harp vukua gelirse müebbed ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Hasmane hareketler, yalnız yabancı bir Hükûmet ile münasebeti bozacak veya Türkiye Devletini veya Türk vatandaşlarını mukabele bilmisle maruz kılacak mahiyette ise verilecek ceza iki seneden sekiz seneye kadar ağır hapistir.

Siyasî münasebet münkati olur veya mukabele bilmisil vukua gelirse verilecek ceza üç seneden on seneye kadar ağır hapistir.

MADDE 129 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Harp zamanında Türkiye Devleti zararına, düşmanın askerî hareketlerini kolaylaştırmak veya Türkiye Devletinin askerî hareketlerine zarar vermek maksadile yabancı ile anlaşan veyahut bu maksadlara matuf fiiler işliyen kimse on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır. Maksadı hasıl olursa ölüm cezası verilir.

Harp zamanında düşman Devlete iaşe maddeleri veya Türkiye Devletinin zararına kullanılabilecek sair şeyler veren kimse bunları bilvasıta vermiş olsa bile beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Harp zamanında düşman Devlet lehine yapılan istikrazlara ve her ne suretle olursa olsun tediyelere iştirak eden veya buna müteallik muameleleri kolaylaştıran kimse beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Harp zamanında ve ikinci fıkrada yazılı haller haricinde nerede bulunursa bulunsun düşman Devlet tebaasile veyahut düşman Devlet topraklarında oturan diğer kimseler ile bilvasıta olsa dahi, ticaret yapan yurddaş veya Türkiyede bulunan yabancı iki seneden on seneye kadar ağır hapis ve bin liradan aşağı olmamak üzere eşya değerinin beş misline müsavi ağır para cezasile cezalandırılır.

İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri fiili hariçte işliyen yabancılar hakkında tatbik olunmaz. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 130 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Harp zamanında Devletin silâhlı kuvvetlerinin veya ahalinin ihtiyaçları için Devlet veya diğer bir âmme müessesile veya âmme hizmetlerini ifaya veya âmme ihtiyaçlarını temin eden bir müessese ile iş yapmak veya eşya vermek üzere iltizam ettiği taahhüdleri kısmen veya tamamen ifa etmiyen kimse üç seneden on iki seneye kadar ağır hapis cezasile beraber bin liradan aşağı olmamak üzere taahhüdü veçhile yapacağı iş veya vereceği eşya değerinin üç misline müsavi ağır para cezasile cezalandırılır.

Taahhüdün kısmen veya tamamen ifa edilmemesi taksirden ileri gelmiş ise ceza yarıya kadar indirilir.

Aynı hükümler, taahhüdün ifa edilmemesine sebebiyet veren ikinci veya daha sonraki derecedeki müteahhidlerle mutavassıtlar ve müteahhidlerin mümessilleri hakkında da tatbik olunur.

Harp zamanında yukarıki fıkralarda yazılı taahhüdlerin icrasında hile yapan kimseler on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile beraber iki bin liradan aşağı olmamak üzere taahhüdü veçhile yapacağı iş veya vereceği eşya değerinin beş misline müsavi ağır para cezasile cezalandırılır.

MADDE 131 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Askerî olan veya Devletin müsellâh kuvvetlerinin hizmetine tahsis edilmiş bulunan gemileri, hava vasıtalarını, nakil vasıtalarını, yolları, müesseseleri, depoları ve diğer askerî tesisatı -bunlar henüz ikmal edilmemiş olsalar bile- kısmen veya tamamen velev muvakkat bir zaman için olsun tahrib eden veya kullanılmayacak bir hale getiren kimse sekiz seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Aşağıdaki hallerde ölüm cezası verilir:

1 - Fiil, Türkiye ile harp halinde bulunan bir Devletin menfaati için işlenmiş olursa,

2 - Fiil Devletin harp hazırlıklarını veya harp kudret ve kabiliyetini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuş ise.

Fiil bunları elinde bulunduran veya muhafazası veyahut nezareti ile mükellef olan kimsenin kusuru neticesi vukua gelmiş veya sadece kolaylaşmış olursa o kimse hakkında bir seneden beş seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur. (*) (**)

(*) 12 Nisan 1991 Tarih ve 3713 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle "Terör Suçları" kapsamına alınmış olup, Yargılama Usulleri, Cezaların infazı ve Cezaların Arttırılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

(**) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 132 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Devletin emniyetine veya dahilî, yahut beynelmilel siyasî menfaatlerine taallük eden evrak veya vesikaları tamamen veya kısmen yok eden, tahrip eden veya üzerlerinde sahtelik yapan veyahut muvakkaten de olsa bunları tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanan, hile ile alan veya çalan kimse sekiz seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Gizli kalması Devletin emniyeti ve yukarıda yazılı menfaatleri icabından olan malûmatı istihsal eden kimse üç seneden on seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır. Bu bab hükümlerine nazaran Devletin menfaatleri namına gizli kalması lâzımgelen malûmat arasında, dahilî veya beynelmilel siyasî sebeplerle neşrolunmıyan Hükûmet muamelelerinin ihtiva ettiği malûmat da dahildir. Salâhiyetli makamların neşir veya ifşaasını menettiği malûmatı istihsal eden kimse iki seneden sekiz seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Yukarıki fıkralarda yazılı fiiller Devletin harp hazırlıklarını veya harp kudret ve kabiliyetini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuşsa müebbet ağır hapis cezası verilir. (*)

(*) Son fıkradaki "ölüm cezası" tabiri, 21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 27 nci maddesi ile "müebbet ağır hapis cezası" olarak değiştirilmiştir.

MADDE 133 - (Değişik: 3531 - 29.6.1938) Devletin emniyeti veya dahilî veya beynelmilel siyasî menfaatleri icabından olarak gizli kalması lâzımgelen malûmatı siyasî veya askerî casusluk maksadile istihsal eden kimse 15 seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Aşağıdaki hallerde ölüm cezası verilir:

1 - Fiil, Türkiye ile harp halinde bulunan bir Devletin menfaati namına işlenmişse,

2 - Fiil Devletin harp hazırlıklarını veya harp kudret veya kabiliyetini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuşsa.

Salâhiyetli makamların neşir veya ifşaasını menettikleri malûmatı siyasî veya askerî casusluk maksadile istihsal eden kimse 10 seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Yukarıki fıkrada yazılı fiil, Türkiye ile harb halinde bulunan bir devletin menfaatine işlenmişse müebbed ağır hapis cezası hükmolunur.

Yukarıki iki fıkrada yazılı fiil, Devletin harb hazırlıklarını veya harb kudret veya kabiliyetini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuşsa ölüm cezası verilir.

Yabancı bir devletin emniyeti veya dahilî, yahut beynelmilel siyasî menfaatleri icabından olarak gizli kalması lâzımgelen malûmatı diğer bir ecnebi devlet lehine siyasî veya askerî casusluk maksadile istihsal eden kimse beş seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 134 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) 132 ve 133 üncü maddelerde yazılı cürümlerin icrası, evrak veya vesikaları elinde bulunduran veya malûmata malik olan kimsenin taksiri neticesi mümkün kılınmış veya sadece kolaylaştırılmış olursa bu şahıs hakkında bir seneden beş seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur.

Fiil; Devletin harp hazırlıklarını veya harp kudret ve kabiliyetini yahut askerî hareketlerini tehlikeye koymuş ise üç seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezası verilir.

Bu cürümlerin icrası Devletin askerî menfaati icabından olarak girilmesi menedilmiş olan yerlerin veya toprak, su veya hava mıntakalarının muhafazası ve nezaretile mükellef olan kimsenin taksiri neticesi mümkün kılınmış veya sadece kolaylaştırılmış ise aynı ceza hükmolunur.

MADDE 135 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Her kim:

1 - Devletin askerî menfaati icabı olarak girilmesi menedilmiş olan yerlere veya toprak, su veya hava mıntıkalarına gizlice veya iğfal ile girerse,

2 - 132 nci maddenin iki, üç, dört ve beşinci fıkralarında yazılı malûmatı tedarik etmiye yarıyan ve elde bulundurulması için makbul sebep gösterilemiyen vesikalarla veya diğer her hangi bir şey ile yakalanırsa,

Bir seneden beş seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Yukarıki bendlerde yazılı fiillerden biri harp zamanında işlenirse verilecek ceza üç seneden on seneye kadar ağır hapistir.

MADDE 136 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) 132 nci maddenin iki, üç, dört ve beşinci fıkralarında yazılı gizli kalması lâzımgelen malûmatı ifşa eden kimseler beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Fiil harp zamanında işlenmiş veya Devletin harp hazırlıkları veya harp kudret ve kabiliyetini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuş ise ağır hapis cezası on seneden aşağı olamaz.

Suçlu, siyasî veya askerî casusluk maksadile hareket etmiş ise bu maddenin birinci fıkrasında yazılı halde müebbed ağır hapis ve ikinci fıkrasındaki halde ölüm cezasına mahkûm edilir.

Bu cezalar bu maddede yazılı olan malûmatı istihsal eden kimseler hakkında da tatbik olunur.

Eğer fiil suçlunun taksiri neticesi vukubulmuş ise birinci fıkrada yazılı halde altı aydan iki seneye ve ikinci fıkradaki hallerden birinin mevcudiyeti takdirinde üç seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezası verilir. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 137 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Salâhiyetli makamların neşir ve işaasını menettikleri malûmatı ifşa eden kimse üç seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Fiil harp zamanında işlenir veyahut Devletin harp hazırlıklarını veya harp kudret ve kabiliyetini veya askerî hareketlerini tehlikeye koyarsa verilecek ağır hapis cezası on seneden aşağı olamaz.

Suçlu, siyasî veya askerî casusluk maksadile hareket etmiş ise bu maddenin birinci fıkrasına yazılı halde on beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkûm edilir.

İkinci fıkrada yazılı hallerde ölüm cezası verilir.

Bu cezalar bu maddede yazılı olan malûmatı istihsal etmiş olanlar hakkında da tatbik olunur.

Eğer fiil suçlunun taksiri neticesi vukubulmuş ise birinci fıkrada yazılı halde altı aydan iki seneye ve ikinci fıkradaki hallerden birinin mevcudiyeti takdirinde üç seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezası verilir. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 138 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Vazifesi veya hizmeti dolayısiyle öğrendiği ve Devletin emniyeti icabı olarak gizli kalması lâzımgelen fennî keşif veya ihtiraları yahut sınaî yenilikleri, kendisinin veya başkasının menfaatine olarak kullanan memur ve âmme hizmetini ifa ile mükellef olan kimse beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis ve bin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasile cezalandırılır.

Eğer fiil Türkiye ile harp halinde bulunan bir Devletin menfaati için işlenir veya Devletin harp hazırlıklarını veya harp kudret veya kabiliyetini veya askerî hareketlerini tehlikeye koyarsa suçlu müebbet ağır hapis cezasile cezalandırılır. (*)

(*) 138 inci maddenin ikinci fıkrasındaki "ölüm cezası" tabiri 21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 27 nci maddesi ile "müebbet ağır hapis cezası" olarak değiştirilmiştir.

Türkiye Devleti tarafından yabancı bir memlekette Devlet işlerini görmiye memur edilen kimse, kendisine verilen vazifeyi sadakatle ifa etmezse bu fiilden millî menfate zarar gelebildiği takdirde beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

129 uncu madde ile ondan sonraki maddelerde ve 153 ve 161 inci maddelerde yazılı cürümler harp için Türkiye Devletile aralarında ittifak veya iştirak olan bir Devletin zararına işlendiği takdirde dahi tatbik olunur.

Bundan evvelki fıkrada yazılı cürümlerin işleneceğini haber alıp da zamanında Devlet memurlarına haber vermeği ihmal edenler, cürüm teşebbüs derecesine kalsa bile, altı aydan az olmamak üzere hapsolunur.

MADDE 139 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Harp zamanında Devletin selâmeti namına neşrolunan emir ve kararlara kasden muhalif harekette bulunanlar bir seneden altı seneye kadar ağır hapse mahkûm olurlar.

MADDE 140 - (Değişik: 4956 - 20.9.1946) (12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 141 - (Değişik: 5844 - 3.12 1951) ( 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 142 - (Değişik: 5844 - 3.12.1951) ( 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 143 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Hükûmetin müsaadesi olmaksızın beynelmilel mahiyeti haiz olan veya kökü memleket dışında bulunan cemiyetleri veya müesseseleri veya bunların şubelerini memleket dahilinde tesis eden, teşkil eden, tanzim eden veya sevki idare eden kimse on beş günden altı aya kadar hapis ve beş yüz liradan iki bin liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılır.

Müsaade, sahte veya noksan beyanat ile alınmış ise faili bir seneden beş seneye kadar hapis ve bin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasile cezalandırılır.

Müsaade alınmaksızın teşkil edilmiş olan böyle bir cemiyete veya müesseye veya bunların şubelerine memleket dahilinde iştirak eden kimse yüz liradan bin liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılır.

Memleket dışındaki cemiyet ve müesseselere Hükûmetin müsaadesi olmaksızın iştirak eden memleket dahilinde mukim vatandaşa da aynı ceza verilir.

MADDE 144 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Türkiye ile harp halinde bulunan bir Devletten akademik derece veya şerefler, unvan veya nişanlar ve sair fahri rütbeler; mezkûr derece, şeref, unvan ve nişanlara ve rütbelere aid maaş veya sair menfaatler kabul eden vatandaş bir seneye kadar hapis cezasile cezalandırılır.

MADDE 145 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Türk bayrağını ve Devletin diğer bir hâkimiyet alâmetini tahkir kasdile bulunduğu yerden söküp kaldıran veya yırtan, bozan yahut diğer her hangi bir suretle tezlil eden kimse, bir seneden üç seneye kadar hapsolunur.

Ceza Kanununun tatbikatında Türk bayrağından maksad Devletin resmî bayrağiyle millî renkleri taşıyan her hangi bir bayraktır.

Bayraktan başka her hangi bir şey üzerinde bulunan millî renkleri tahkir kasdile bulunduğu yerden söküp kaldıran veya yırtan, bozan yahut diğer her hangi bir surette tezlil eden kimse hakkında da aynı ceza verilir.

Bu maddede yazılı cürüm yabancı bir memlekette bir Türk tarafından işlenirse, ceza üçte birden eksik olmamak üzere artırılır. (*)

(*) 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, terör amacı ile işlendiği takdirde terör suçu sayılır. Yargılama Usulleri, Cezaların infazı ve Cezaların Artırılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

İKİNCİ FASIL

DEVLET KUVVETLERİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER

MADDE 146 - Türkiye Cumhuriyeti Teşkilâtı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler, idam cezasına mahkûm olur.

65 inci maddede gösterilen şekil ve suretlerle gerek yalnızca gerek bir kaç kişi ile birlikte kavli veya tahrirî veya fiili fesat çıkararak veya meydan ve sokaklarda ve nasın toplandığı mahallerde nutuk irat ve veyahut yafta talik veya neşriyat icra ederek bu cürümleri işlemeğe teşvik edenler hakkında, yapılan fesat teşebbüs derecesinde kalsa dahi idam cezası hükmolunur.

Ek fıkra: 15 - 6.7.1960) Birinci fıkrada yazılı suça ikinci fıkrada gösterilenden gayri surette iştirak eden fer'i şerikler hakkında beş seneden on beş seneye kadar ağır hapis ve âmme hizmetlerinden müebbeden memnuiyet cezası hükmolunur. (*)

(*) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 147 - Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren menedenlerle bunları teşvik eyliyenlere idam cezası hükmolunur. (*) (**)

(*) 12 Nisan 1991 Tarih ve 3713 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle "Terör Suçları" kapsamına alınmış olup, Yargılama Usulleri, Cezaların İnfazı ve Cezaların Artırılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

(**) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanunda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 148 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Her kim bir yabancının hizmetinde veya onun lehinde çalışmak üzere Hükûmetin tasvibi olmaksızın memleket dahilinde yurddaşlardan asker yazar veya bunları silahlandırırsa üç seneden altı seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Asker yazılanlar veya silahlandırılanlar arasında, hizmet halinde olan askerler veya henüz askerî mükellefiyete tabi bulunan kimseler varsa ceza üçte birden aşağı olmamak üzere artırılır.

MADDE 149 - (Değişik: 3531 - 29.6.1938) Her kim Hükûmet aleyhine halkı silah veya uyuşturucu yahud boğucu veya yakıcı gazlar veya patlayıcı maddeler kullanmak suretile isyana veya Türkiye ahalisini birbiri aleyhine silanlandırarak mukateleye teşvik eylerse yirmi seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Eğer bu teşvik neticesi olarak isyan veya kıtal zuhur etmişse buna sebebiyet veren veya asilere kumanda eden kimseler hakkında ölüm cezası verilir.

Bu cürümlere yalnız iştirak etmiş olanlar altı seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılırlar.

Birinci fıkrada yazılı silahlar ve diğer maddeler yalnız bir yere depo edilmiş olsa dahi isyan silâhlı sayılır. (*) (**)

(*) 12 Nisan 1991 Tarih ve 3713 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle "Terör Suçları" kapsamına alınmış olup, Yargılama Usulleri, Cezaların İnfazı ve Cezaların Artırılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

(**) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanununda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 150 - Bir fesat heyetine maksadını icra için silâh, cephane, bıçak, bomba veya buna mumasil sair yıkıcı, yakıcı veya öldürücü alâtı yapan veya icat eden veya nakil eden veya hazırlayan veya ecnebi memleketlerden Türkiye'ye sokan yahut gizleyen veya taşıyan kimseler muvakkaten ağır hapse konulur.

MADDE 151 - (Değişik: 3531 - 29.6.1938) Bundan evvelki maddelerde yazılı cürümlerden birine muttali olan her ferd, bunu derhal Hükûmete haber vermeğe mecburdur. Bu mecburiyeti makbul bir mazerete müstenid olmaksızın yapmayanlar, fesad fiile çıkarsa bir seneden ve fiile çıkmazsa altı aydan aşağı olmamak üzere hapsolunur.

Fesatçıları bilerek muayyen mevkilerin gayri yerlerden sokan ve memleket içinde bir yerden diğer bir yere nakledenler muvakkat ağır hapis cezasile cezalandırılırlar. (*)

(*) 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, terör amacı ile işlendiği takdirde terör suçu sayılır. Yargılama Usulleri, Cezaların infazı ve Cezaların Artırılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

MADDE 152 - Bir kimse, devlet tarafından memuriyeti yahut devletçe makbul olacak bir sebep olmadıkça bir asker kıtasının veya donanmanın veya harp gemisinin veyahut bir kale veya bir müstahkem mevkiin yahut bir liman veya bir şehrin kumandasını alırsa veya memur olduğu askerî kumandanlığı terk etmesi için devlet tarafından vakı olan emirlere kezalik makbul sebep olmadıkça itaat etmiyerek başında tutarsa müebbet ağır hapis cezasına mahkûm olur. (*) (**)

(*) 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, terör amacı ile işlendiği takdirde terör suçu sayılır. Yargılama Usulleri, Cezaların infazı ve Cezaların Artırılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

(**) Maddedeki "idam cezası" tabiri, 21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 27 nci maddesi ile "müebbet ağır hapis cezası" olarak değiştirilmiştir.


MADDE 153 - (Değişik: 3038 - 11.8.1936) Askerî kanunlara karşı itaatsizliğe veya yeminlerini bozmağa veya askerî inzıbat vazifelerini veya askerlik sanatlarına dahil diğer vazifelerini ihâle teşvik eden veya kanunlara, yeminlerine, inzıbat veya sair askerî vazifelere muhalif hareketleri medhü istihsan yolunda asker önünde sözler sarfeden kimse, fiil daha ağır bir cürüm teşkil etmediği takdirde yalnız bundan dolayı bir seneden üç seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır.

Fiil alenen işlenmiş ise, verilecek ceza iki seneden beş seneye kadar ağır hapistir.

Fiil harp zamanında işlenmiş ise, ceza üçte birden eksik olmamak üzere artırılır.

Fiil:

1 - Matbuat vasıtasile veya her hangi bir propaganda vasıtasile;

2 - Umumi veya umuma açık bir mahalde ve birden ziyaade kimseler huzurunda;

3 - Toplanılan mahal veya içtimaa iştirak edenlerin adedi veya toplantının mevzuu ve gayesi itibarile hususi mahiyeti haiz olmıyan bir içtimada işlenmiş olursa Ceza Kanununun tatbikında aleni olarak işlenmiş sayılır.

Zabıta kuvvetlerine karşı bu fiilleri işliyenler hakında da aynı hükümler tatbik olunur.

MADDE 154 - (Değişik: 3531 - 29.6.1938) Geçen maddelerde yazılı olan cürümleri işlemeğe halkı teşvik etmek üzere basılmış veya basılmamış evrak ve risaleleri fesad kasdile veya münderecatını bilerek neşretmek üzere iken ele geçirilen kimse bir seneden üç seneye kadar hapsolunur. (*)

(*) 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, terör amacı ile işlendiği takdirde terör suçu sayılır. Yargılama Usulleri, Cezaların infazı ve Cezaların Artırılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

MADDE 155 - Geçen maddelerde yazılı olan ahval haricinde kanunlara karşı gelmeğe halkı teşvik ile memleketin emniyetine tehlike iras edecek surette makale neşir edenler veya halkı askerlik hizmetinden soğutmak yolunda neşriyatta veya telkinatta bulunanlar yahut umumi bir içtimada veya nasın toplandığı yerlerde bu suretle nutuk irat edenler iki aydan iki seneye kadar hapis olunur ve bunlardan yirmi beş liradan iki yüz liraya kadar ağır cezayı nakdî alınır. (*)

(*) 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, terör amacı ile işlendiği takdirde terör suçu sayılır. Yargılama Usulleri, Cezaların infazı ve Cezaların Artırılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

MADDE 156 - Reisicumhur hakkında suikastte bulunanlarla buna teşebbüs edenler fiilleri teşebbüsü tam derecesinde ise idam cezasiyle, nakıs ise müebbed ağır hapis ile, cezalandırılır. (*) (**)

(*)12 Nisan 1991 Tarih ve 3713 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle "Terör Suçları" kapsamına alınmış olup, Yargılama Usulleri, Cezaların infazı ve Cezaların Artırılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

(**) 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunun 1-A maddesi hükmü gereğince, Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, kanununda yer alan idam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

MADDE 157 - Bir kimse yukarıki maddede yazılı halden başka suretle reisicumhura karşı fiili tecavüzde bulunacak olursa işbu tecavüzün kanunen muayyen olan cezası daha şedit olmadığı takdirde beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapse konulur. (*)

(*) 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, terör amacı ile işlendiği takdirde terör suçu sayılır. Yargılama Usulleri, Cezaların infazı ve Cezaların Artırılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

MADDE 158 - (Değişik: 235 - 5.1.1961) Reisicumhura muvacehesinde hakaret ve sövme fiillerini işleyenler üç seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası ile cezalandırılır.

Hakaret ve sövme Reisicumhurun gıyabında vâkı olmuş ise faili, bir seneden üç seneye kadar hapis olunur. Reisicumhurun ismi sarahaten zikredilmiyerek ima veya telmih suretiyle vâkı olsa bile mahiyeti itibariyle Reisicumhura matufiyetinde tereddüt edilmiyecek derecede karineler varsa tecavüz sarahaten vukubulmuş addolunur.

Suçun, neşir vasıtalarından biri ile işlenmesi halinde ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.

MADDE 159 - (Değişik: 235 - 5.1.1961) Türklüğü, Cumhuriyeti, Büyük Millet Meclisini, Hükümetin manevi şahsiyetini, Bakanlıkları, Devletin askerî veya emniyet muhafaza kuvvetlerini veya Adliyenin manevi şahsiyetini alenen tahrir ve tezyif edenler (Değişik ibare: 4744 - 6.2.2002 / m.1) "(Değişik ibare: 4963 - 30.7.2003 / m.1) "altı aydan" üç seneye kadar hapis" cezası ile cezalandırılırlar.

Birinci fıkrada beyan olunan cürümlerin irtikâbında muhatap sarahaten zikredilmemiş olsa bile onlara matufiyetinde tereddüt edilmiyecek derecede karineler varsa tecavüz sarahaten vukubulmuş addolunur.

Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına veya Büyük Millet Meclisi Kararlarına alenen sövenler (Değişik ibare: 4744 - 6.2.2002 / m.1) "15 günden 6 aya kadar hapis"cezası ile cezalandırılır.

Türklüğü tahkir yabancı memlekette bir Türk tarafından işlenirse verilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.

(Ek fıkra: 4771 - 3.8.2002 / m.2 a) Birinci fıkrada sayılan organları veya kurumları tahkir ve tezyif kastı bulunmaksızın, sadece eleştirmek maksadıyla yapılan yazılı, sözlü veya görüntülü düşünce açıklamaları cezayı gerektirmez. (Değişik son fıkra: 4963 - 30.7.2003 / m.1) Tahkir, tezyif ve sövme kastı bulunmaksızın, sadece eleştirmek maksadıyla yapılan düşünce açıklamaları cezayı gerektirmez.

MADDE 160 - (Değişik: 4956 - 20.9.1946) 157 inc maddede yazılı suçu işleyenlerle Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve Büyük Millet Meclisi kararlarına alenen sövenler hakkında tabikat yapmak salâhiyeti doğrudan doğruya Cumhuriyet savcılarına aittir.

158 inci maddede yazılı hal ile 159 uncu maddenin birinci fıkrasında beyan olunan hususlar hakkında takibat yapılması Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır.

MADDE 161 - (Değişik: 121 - 20.11.1962) Harb esnasında âmmenin telaş ve heyecanını mucip olacak veya halkın mâneviyatını kıracak veya düşman karşısında memleketin mukavemetini azaltacak şekilde asılsız mübalâğalı veya maksadı mahsusa müstenit havadis yayan veya nakleden veya milli menfaatlere zarar verecek herhangi bir faaliyette bulunan kimse beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasiyle cezalandırılır.

Eğer fiil:

1 - Propaganda ile veya askerlere tevcih olunarak işlenmişse,

2 - Suçlu tarafından bir yabancı ile anlaşma neticesi yapılmışsa verilecek ceza 15 seneden eksik olmamak üzere ağır hapistir.

Eğer fiil, düşmanla anlaşma neticesi işlenmiş ise cezası müebbet ağır hapistir. Harb zamanında düşman karşısında milletin mukavemetini tehlikeye maruz kılacak şekilde kambiyoların tedavül kıymetini düşürmeye veya resmî veya hususi kıymetli evrakın piyasası üzerinde bir tesir yapmaya matuf hareketlerde bulunan kimse beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis ve üç bin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasiyle cezalandırılır.

Eğer fiil, suçlu tarafından bir yabancı ile anlaşma neticesi yapılmışsa ağır hapis cezası on seneden ve düşmanla anlaşma neticesi işlenmişse onbeş seneden aşağı olamaz.

MADDE 162 - Kanunun cürüm saydığı neşriyatı nakil etmek başlı başına bir cürüm olup, faili aynı cezaya tâbidir. Nakil olunan bu gibi neşriyatın muhteviyatı tasdik olunmadığına veya ihtiyatla nakil edildiğine yahut mesuliyeti başka bir kimsenin tamamiyle deruhte eylediğine dair bir kayıt ilâvesi naklini mesuliyetten vareste kılamaz.

MADDE 163 - (Değişik: 2787 - 21.1.1983) (12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)

ÜÇÜNCÜ FASIL

ECNEBİ DEVLETLERLE BUNLARIN REİS VE ELÇİLERİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER

MADDE 164 - Her kim ecnebi devletlerden birinin reisi aleyhine bir cürüm ika edecek olursa kanunda o cürme mahsus olan ceza altıda birden üçte bire kadar artırılır. Takibat icrası kendine taaruz olunan kimsenin şikâyetnamesine bağlı işlerde ecnebi hükümet tarafından müracaat vukubulmadıkça takibat yapılamaz.

MADDE 165 - Her kim resmen çekilmiş olan dost devletler sancağını veya armasını hakaret kastiyle kaldırır veya koparır veya bozar yahut sair suretlerle tezlil ederse üç aydan bir seneye kadar hapis olunur. Takibat icrası alâkadar hükümetin müracaatına bağlıdır.

MADDE 166 - Türkiye Cumhuriyeti nezdinde memur olan süfera aleyhine memur oldukları vazifeden dolayı her kim bir cürüm işlerse Türkiye Cumhuriyeti memurları aleyhine ifa ettikleri vazifeden dolayı işlenen cürüm hakkında kanunun gösterdiği ceza ile cezalandırılır.

Cürüm, tahkir nevinden ise takibat icrası kendine tecavüz olunan kimsenin şikâyetine bağlıdır.

MADDE 167 - İşbu fasılda yazılı hükümlerin tatbikı, buna benzer işlerde kendine tecavüz olunan şahsın mensup olduğu devlet kanununca da aynı esasın kabul edilmiş olmasına bağlıdır.

DÖRDÜNCÜ FASIL

GEÇEN FASILLAR ARASINDA MÜŞTEREK HÜKÜMLER

MADDE 168 - (Değişik: 2787 - 21.1.1983) Her kim, 125, 131, 146, 147, 149 ve 156 ncı maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil eder yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz olursa onbeş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkûm olur.

Cemiyet ve çetenin sair efradı on yıldan onbeş yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır. (*)

(*) 12 Nisan 1991 Tarih ve 3713 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle "Terör Suçları" kapsamına alınmış olup, Yargılama Usulleri, Cezaların infazı ve Cezaların Artılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

MADDE 169 - 64 ve 65 inci maddelerde beyan olunan hal haricinde her kim, böyle bir cemiyete ve çeteye hal ve sıfatlarını bilerek barınacak yer gösterir veya yardım eder yahut erzak veya esliha ve cephane veya elbise tedarik (...) (**) ederse üç seneden beş seneye kadar ağır hapis ile cezalandırılır. (*)

(*) 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle, terör amacı ile işlendiği takdirde terör suçu sayılır. Yargılama Usulleri, Cezaların infazı ve Cezaların Artırılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

(**) Madde 169 da yer alan "eder veya her ne suretle olursa olsun hareketlerini teshil " şeklindeki ibare, 7.8.2003 tarih ve 25192 sayılı R.G.'de yayımlanan, 30.7.2003 tarih ve 4963 sayılı Kanunun 2. maddesi hükmü gereğince madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 170 - Hükümet tarafından ihtar vukuundan evvel veya vukuunu müteakip cemiyeti ve çeteyi dağıtanlar veya bunun teşekkülünden gaye olan cürmün işlenmesini men edenler keza cemiyet ve çetenin teşekkülüne iştirak etmemiş veya bunlar üzerinde bir kumandayı haiz olmamış olmakla beraber hükümet memurlarının veya zabıta kuvvetlerinin ihtarından evvel veya onu müteakip cemiyet ve çeteden mukavamet göstermeksizin çekilerek silâhlarını terk ve teslim edenler veya taharriyata başlandıktan sonra töhmette şeriki olanları tevkif ettirmek esbabını istihsal edenler hakkında ceza verilmez.

MADDE 171 - (Değişik: 3036 - 11.6.1936) 125, 131, 133, 146, 147, 149 ve 156 ncı maddelerde yazılı cürümlerden birini veya bazılarını hususi vasıtalarla işlemek üzere bir kaç kişi aralarında gizlice ittifak ederlerse bunlardan her biri aşağıda yazılı cezaları görür.

1 - Yukarıdaki fıkrada yazılı ittifak 125, 131, 133, ve 156 ncı maddelerde yazılı cürümlerin yapılmasına dair ise sekiz seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezasına hükmolunur.

2 - Bu ittifak 146 ve 147 nci maddelerde gösterilen cürümlerin icrasına müteallik ise dört seneden on iki seneye ve 149 uncu maddede gösterilen cürümlerin icrasına aid ise üç seneden yedi seneye kadar ağır hapis cezası verilir.

Cürmün icrasına ve kanuni takibata başlanmazdan evvel bu ittifaktan çekilenler ceza görmezler.

MADDE 172 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) 64 ve 65 inci maddelerde yazılı haller haricinde her kim meydanlarda ve toplanma mahallerinde alenen ahaliyi 125, 131, 146, 147, 149 ve 156 ncı maddelerdeki cürümlerden birini işlemeğe tahrik ederse yalnız bu hareketinden dolayı, eğer tahrik ettiği fiil 125, 131 ve 156 ncı maddelerdeki fiillerden ise üç seneden beş seneye kadar ve 146, 147 ve 149 uncu maddelerdeki fiillerden ise iki seneden dört seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur ve her iki takdirde elli liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası alınır. (*)

(6 Haziran 1991 tarih ve 3756 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

(*) 12 Nisan 1991 Tarih ve 3713 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle "Terör Suçları" kapsamına alınmış olup, Yargılama Usulleri, Cezaların infazı ve Cezaların Artılması bakımından ilgili Kanuna bakınız.

MADDE 173 - (Değişik: 3531 - 29.6.1938) 127 nci maddenin 3 ve 4 üncü fıkralar ile 138 inci maddenin 4 üncü fıkrasında ve 128, (...) (*) , 143 ve 161 inci maddelerde yazılı cürümler hakkında takibat yapılması Adliye Vekâletinden izin verilmesine bağlıdır.

Ceza Kanununa göre harb zamanı tabirinde harb ilân edilmeksizin fiilî muhasama dahil olduğu gibi eğer harb vukua gelmişse seferberlik zamanı da dahildir.

NOT: 168, 169 ve 171 inci maddelerdeki hükümler saklı kalmak kaydıyla, 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Kanunla yürürlüğe giren hükümler için ilgili Kanunun 7 nci maddesine bakınız.

(Emniyeti Umumiye İdaresinin nezareti altında bulundurulma cezası ve tedbiri ile ilgili hükümler, 15 Nisan 1987 tarih ve 3352 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmakla, son fıkranın hükmü kalmamıştır.

(*) Maddedeki 140 rakamı, 6 Haziran 1991 tarih ve 3756 sayılı kanunun 26 ncı maddesiyle çıkarılmıştır.

İKİNCİ BAP

HÜRRİYET ALEYHİNDE İŞLENEN CÜRÜMLER

BİRİNCİ FASIL

SİYASİ HÜRRİYET ALEYHİNDE CÜRÜMLER

MADDE 174 - (Değişik:235 - 5.1.1961) Her kim şiddet veya tehdit göstererek veya nümayiş veya gürültü yaparak birini tamamen veya kısmen siyasi haklarını kullanmaktan men ederse kanunun başka ceza vermediği hallerde yedi aydan otuz aya kadar hapis ve beş yüz liradan beş bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

Eğer fail, Devlet memurlarından olup da memuriyeti nüfuzunu suistimal suretiyle bu cürmü işlemiş bulunursa bir seneden beş seneye kadar hapsolunur. Ayrıca bir seneden üç seneye kadar memuriyetten mahrumiyet cezasına da uğrar.

İKİNCİ FASIL

DİN HÜRRİYETİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER

MADDE 175 - (Değişik:3369 - 20.5.1987) Dinlerden birine ait dini işleri veya ibadet ve ayinin yapılmasını men ve ihlal eden kimseye altı aydan bir yıla kadar hapis ve beş bin liradan yirmibeş bin liraya kadar ağır para cezası verilir.

Fiilin işlenmesi sırasında cebir, şiddet, tehdit veya hakaret vaki olmuş ise, faile bir yıldan iki yıla kadar hapis ve on bin liradan elli bin liraya kadar ağır para cezası verilir.

Allah'a veya dinlerden veya bu dinlerin peygamberlerinden veya kutsal kitaplarından veya mezheplerinden birine hakaret eden veya bir kimseyi dini inançlarından veya mensubu olduğu dinin emirlerini yerine getirmesinden veya yasaklarından kaçınmasından dolayı kınayan veya tezyif veya tahkir eden veya alaya alan kimseye altı aydan bir yıla kadar hapis ve beş bin liradan yirmibeş bin liraya kadar ağır para cezası verilir.

Üçüncü fıkrada yazılı suçlar, basın ve yayın yoluyla işlenirse ceza bir misli artırılarak hükmolunur.

Birinci fıkrada yazılı suçların basın ve yayın yoluyla teşvik ve tahrik edilmesi halinde aynı ceza uygulanır.

MADDE 176 - (Değişik: 3369 - 20.5.1987) Dinlerden birini tahkir maksadı ile bu dinlerce kutsal sayılan mabetleri, mezarları, buna benzer yerleri veya bu yerlerdeki eşyayı yıkan, bozan veya diğer bir suretle zarar veren kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibin liradan yüz bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

Din görevlilerinin görevleri esnasında veya görevlerini yapmalarından dolayı kendilerine karşı bir cürüm işlendiği takdirde bu cürümün kanunen belli olan cezası altında bir oranında artırılarak hükmolunur.

MADDE 177 - (Değişik: 3255 - 9.1.1986) Her kim ibadethanelerde, bunların müştemilatında veya külliyelerinde mevcut tezyinat, demirbaş ve mütemmim cüzleri veya benzeri eserleri yahut kabristanlardaki mahkûkâtı bozar, mezarları tahrip ederse bir yıldan üç yıla kadar hapis ve onbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

Bunlardan birini her ne suretle, olursa olsun kirletenler üç aydan bir yıla kadar hapis ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

MADDE 178 - (Değişik: 3255 - 9.1.1986) Bir kimse, bir ölünün naaş ve kemikleri hakkında hakaret yapar veya tahkir maksadıyla veya meşru olmayan diğer bir maksatla birinin naaşını yahut kemiklerini alırsa, üç aydan bir yıla kadar hapis ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.

Bunların dışında, her kim bir ölünün naaşını tamamen veya kısmen alır veya ruhsat almaksızın bir naaşı mezardan çıkarır yahut kemiklerini alırsa, iki aydan altı aya kadar hapis ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

Eğer bu cürüm kabristanda veya ölü gömülmeye veya muhafazasına mahsus diğer yerlerde görevli olan yahut kendilerine naaş ve kemikler tevdi olunan kimseler tarafından işlenirse, yukarıda yazılı cezalar bir misli artırılarak hükmolunur.

ÜÇÜNCÜ FASIL

ŞAHIS HÜRRİYETİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER

MADDE 179 - (Değişik: 2245 - 7.6.1979) Bir kimse diğer bir kimseyi gayrimeşru surette kişi hürriyetinden mahrum ederse bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırılır.

Eğer suçlu bu fiili işlemek için yahut işlediği zamanda tehdit veya kötü muamele eder veya hile kullanır yahut bu fiili öç alma kastıyla veya dini veya milli bir maksatla yahut 499 uncu maddedeki haller dışında maddi çıkar sağlama kastıyla veya siyasi veya ideolojik veya sosyal görüş ayrılıklarından kaynaklanan herhangi bir amaçla işler yahut mağduru askerlikte kullanılmak üzere yabancı bir ülkeye teslim ederse verilecek ceza üç yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis ve onbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıdır.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerin silâhla veya birden çok kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde ceza üçte birden yarıya kadar arttırılır.

MADDE 180 - Evvelki maddede yazılı cürüm failin usûl ve füruundan yahut karı kocadan biri tarafından diğeri aleyhine yahut Büyük Millet Meclisi âzasından biri yahut memuriyeti işlerinden dolayı bir memur aleyhine irtikâbolunur yahut bu fiil sebebiyle mağdurun şahsına veya sıhhatine yahut malına bir zarar gelirse cezası beş seneden on beş seneye kadar ağır hapis ve kırk liradan iki yüz liraya kadar ağır cezayı nakdidir.

Eğer fail, hakkında takibat icra olunmazdan evvel tasavvur ettiği maksada nail olmaksızın ve hürriyetinden mahrum edilen şahsa bir gûna zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden serbest bırakırsa göreceği ceza altıda birinden yarısına kadar indirilir.

MADDE 181 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Bir memur, memuriyetine aid vazifeyi suistimal ederek veyahut kanunen icab eden usul ve şartlara riayet etmiyerek bir kimseyi şahsi hürriyetinden mahrum ederse bir seneden üç seneye kadar hapis cezası verilir.

Eğer bu fiile 179 uncu maddenin ikinci fıkrasile 180 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı hallerden biri inzımam etmiş ise ceza üç seneden beş seneye kadar hapistir.

180 inci maddenin son fıkrasında yazılı halde ceza altıda birden yarıya kadar indirilir.

MADDE 182 - Her kim şehvet hissi veya evlenmek niyeti olmaksızın henüz on beş yaşına girmeyen küçük bir çocuğu kendi rızasiyle ana ve baba veya vasisi veyahut muvakkaten olsun kendisine bakmakta ve muhafaza etmekte olan kimseler yanından kaçırır yahut çocuğun muvafakatiyle bigayrihak yanında tutarsa bir seneye kadar hapis cezasına mahkûm olur.

Eğer bu fiil, kaçırılan veya alıkonulan çocuğun rızası olmaksızın işlenmiş yahut çocuk henüz on iki yaşını ikmal etmemiş bulunursa yerine göre evvelki maddelerde yazılı hükümler tatbik olunur.

MADDE 183 - Kanunda yazılı hallerin haricinde bir kimsenin üzerini aramak için emir veren yahut bizzat arayan memur altı aya kadar hapis olunur.

MADDE 184 - Bir hapishane veya tevkifhane memuru salâhiyeti olan merciinden verilmiş hüküm ilâmı veya tevkif müzekkeresi almaksızın bir kimseyi hapishane veya tevkifhaneye kabul eder veya bir mevkuf ve mahsubun tahliyesi zımnında ait olduğu daireden sadır olan hüküm ve karara itaat etmezse altı aydan üç seneye kadar hapis olunur.

MADDE 185 - Bir kimsenin kanunsuz hapis olunduğunu haber alan salâhiyettar bir memur o kimsenin tahliyesi için icab eden muameleyi bizzat yapmağı veya icraya salâhiyeti olan mercie bildirmeyi red veya ihmal veya tehir ederse bir aydan bir seneye kadar hapis ve elli liraya kadar ağır cezayı nakdî ile cezalandırılır.

MADDE 186 - Mezkuf veya mahkûmun muhafazasına veya nakline memur olan yahut vazifesi iktizasınca o kimse üzerine nüfuz icrasına muktedir bulunan şahıs onun hakkında keyfi muamele yapar veya kanunun ve nizamın cevaz vermediği surette şiddet istimal ederse bir aydan iki seneye kadar hapis olunur.

MADDE 187 - Bir memur evvelki maddelerde beyan olunan cürümlerden birini işleyerek hususi bir maksada hizmet etmiş bulunursa cezası altıda bir miktarında çoğaltılır. Şukadar ki 185 inci maddede yazılı ağır cezayı nakdiye üç aydan üç seneye kadar hapis cezası ilâve olunur.

MADDE 188 - (Değişik: 2245 - 7.6.1979) Bir kimse bir şeyi işlemek veya işlemesine müsaade etmek ya da o şeyi işlememeye mecbur etmek için diğer bir kimseye zor kullanır veya onu tehdit eder veya yetkisi olmadan veya yasalara aykırı olarak bir konuda bilgi vermesini veya inancını veya siyasî veya sosyal görünüşü açıklamasını isterse altı aydan bir yıla kadar hapis ve bin liradan üçbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.

Bu kimse tasarladığı sonucu elde etmişse hapis cezası bir yıldan iki yıla ve ağır para cezası ikibin liradan beşbin liraya kadardır.

Birinci fıkradaki eylemler silâhla ya da kendini tanınmayacak bir hale koyarak ya da bir kaç kişi tarafından birlikte ya da imzasız bir mektup ya da özel işaretlerle ya da var olan veya var sayılan gizli bazı örgütlerin oluşturdukları tehdit gücünden yararlanarak işlenmiş ise üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

Bu suretle istenilen sonuç elde edilmişse beş yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis cezası verilir ve ayrıca beş yıl genel güvenlik gözetimi altında bulundurulabilir.

Bir kimse, gayrimeşru olarak kamu hizmetlerinin görülmesine ayrılan yapılara veya eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına kişiler veya eşya üzerinde zor kullanarak veya başkalarını tehdit ederek engel olursa, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bir kimse, gayrimeşru olarak her türlü eğitim ve öğretim kurumlarına veya öğrencilerin toplu olarak oturdukları yurt veya benzeri yerlere veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına kişiler veya eşya üzerinde zor kullanarak veya başkalarını tehdit ederek engel olursa yukarıdaki fıkrada gösterilen ceza ile cezalandırılır.

Yukarıki fıkrada gösterilen hal dışında eğiti ve öğretim çalışmalarının kesilmesine veya ara verilmesine haksız eylem ve davranışlarıyla neden olanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

Yukarıdaki iki fıkrada gösterilen eylemler suçun işlendiği eğitim veya öğretim kurumlarının öğrencisi olmayan veya suçun işlendiği yurt veya benzeri yerlere yetkili makamlarca kabul edilmiş bulunmayan ya da öğrenci olmadığı halde bu gibi yerlerde kalan kişiler tarafından işlenirse verilecek ceza, altıncı fıkradaki halde üç yıldan beş yıla, yedinci fıkradaki halde ise bir yıldan üç yıla kadar hapistir.

Yukarıdaki son dört fıkrada gösterilen eylemler; silâhla veya kendini tanınmayacak hale koyarak ya da bir kaç kişi tarafından birlikte veya var olan veya var sayılan bazı gizli örgütlerin oluşturdukları tehdit gücünden yararlanarak işlenmiş ise beş yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis cezası verilir ve ayrıca beş yıl genel güvenlik gözetimi altında bulundurulur.

MADDE 189 - (Değişik: 5435 - 10.6.1949) (7 Aralık 1988 tarih ve 3506 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 190 - Bir cürüm; toplanmış bir kaç şahıs tarafından işlendiği takdirde bunlardan birisi silâhlı ise silâhla işlenmiş sayılır.

MADDE 191 - Bir kimse kanunda yazılı hallerin haricinde başkasını ağır ve haksız bir zarara uğratacağını bildirerek tehdit ederse altı aya kadar hapis olunur.

Eğer tehdit fiili yüz seksen sekizinci maddenin üçüncü fıkrasında gösterilen suretlerden biriyle yapılar ise failin göreceği hapis cezası altı aydan iki seneye kadardır ve buna bir sene müddetle emniyeti umumiye nezareti altında bulunmak cezası dahi zam ve ilâve olunabilir.

Sair tehdidat için alınacak ağır cezayı nakdî otuz liradır. Ancak bu bapta mutazarrır olan şahıs tarafından şikâyetname verilmedikçe takibat yapılmaz.

MADDE 192 - (Değişik: 3445 - 11.5.1988) Kendisine veya başkasına, para veya diğer bir yarar sağlamak maksadıyla bir gerçek veya tüzelkişiye zarar verebilecek bir hususu neşir yolu ile veya her ne suretle olursa olsun açıklama tehdidinde bulunanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis ve ikimilyon liradan onmilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.

Fail, arzu ettiği para veya diğer bir menfaati elde etmiş ise ceza üçte biri oranında artırılır.

DÖRDÜNCÜ FASIL

MESKEN MASUNİYETİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER

MADDE 193 - Bir kimse kendisini oradan çıkartmak hakkını haiz olan birinin rızası hilâfında veya hile ile veya gizlice meskenine veya meskeninin müştemilâtına girer veya rızasiyle girdikten sonra çıkmazsa sahibinin şikâyeti üzerine bir aydan altı aya kadar hapis olunur.

Eğer cürüm geceleyin veya eşhas aleyhinde şiddet istimaliyle veya silâh ile veya bir çok kimseler tarafından toplu olarak işlenmiş ise ceza altı aydan üç seneye kadar hapistir; müddeiumumilikçe resen takibat yapılır.

MADDE 194 - Bir memur vazifesini suistimal ederek veya kanunda muayyen olan usul ve şartlar haricinde olarak aharın mesken veya müştemilâtına girerse üç aydan üç seneye kadar ve eğer bu işte evin içini araştırmak gibi başka keyfi bir muamele de yapacak olursa altı aydan üç seneye kadar hapis olunur.

Eğer bu fiili hususi bir maksat uğrunda irtikâp etmişse ceza müddeti altıda birden üçte bire kadar artırılır.

Efradın ticaretgâhları veya idarehaneleri gibi hususi mahaller usulsüz olarak araştırılırsa fail iki aydan iki seneye kadar hapis olunur.

BEŞİNCİ FASIL

SIRRIN MASUNİYETİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER

MADDE 195 - Bir kimse kendisine gönderilmiş olmıyan bir mektup veya telgrafı veya kapalı bir zarfı kasten açar veya başka bir şahsın, posta ve telgrafla vâkı açık muhabere varakası münderecatını anlamak için usul ve nizam hilâfında eline geçirecek olursa kendisinden otuz liradan yüz liraya kadar ağır cezayi nakti alınır. Eğer fail bu evrak muhteviyatını ifşa ve telgraf ve telsiz muhaberet ve telefon mükâlematı mahremiyetini ihlâl ederek bir zarar husulüne sebep olursa bir aydan üç seneye kadar hapis olunur.

MADDE 196 - Bir kimse kendisine gönderilmiş olmıyan posta ve telgraf muhaberesini ortadan kaldırırsa mezkûr muhabere zarflı olupta zarfı açılmamış olsa bile bir seneye kadar hapse ve otuz liradan yüz liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkûm olur.

Eğer fiil zararı mucip olmuş ise hapis üç aydan, ağır cezayı nakdî elli liradan az olamaz.

MADDE 197 - Bir kimse kendisine gönderilmiş olan bir mektup veya telgrafı gönderenin rızası hilâfında neşir ve işaa eder ve bu yüzden bir zarara sebep olursa otuz liradan yüz liraya kadar ağır cezayi nakdiye mahkûm olur.

MADDE 198 - Bir kimse resmî mevki veya sıfatı veya meslek ve sanatı icabı olarak ifşasında zarar melhuz olan bir sırra vâkıf olup ta meşru bir sebebe müstenit olmaksızın o sırrı ifşa ederse üç aya kadar hapis ve elli liraya kadar ağır cezayi nakdiye mahkûm olur.

Eğer zarar vâkı olmuş ise cezayı nakdi elli liradan az olamaz.

MADDE 199 - Yukarki maddelerce yazılı cürümler hakkında takibat yapılması alâkadar olanların şahsi dâvasına bağlıdır.

MADDE 200 - Posta ve telgraf memurlarından bir kimse memuriyet sıfatını suistimal suretiyle bir mektup, bir zarf, bir telgraf veya sair açık bir muhabere evrakını zapteder veya kapalı evrakı açar veya telefon, telgraf mükâlemat ve muhaberatı mahremiyetini ihlâl ederse üç aydan üç seneye kadar hapis olunur.

Aynı ceza telgraf, posta, telefon dairesinde müstahdem olup bu sıfatı suistimal suretiyle muhabere evrakından birini ortadan kaldıranlar hakkında dahi tatbik olunur. Bu maddede beyan olunan hallerden biri bir zararı mucip olmuşsa fail altı aydan dört seneye kadar hapsedilir ve üç seneye kadar memuriyetinden mahrumiyet cezası birlikte hükmolunur.

ALTINCI FASIL

İŞ VE ÇALIŞMA HÜRRİYETİ ALEYHİNDEKİ CÜRÜMLER

MADDE 201 - (Değişik: 1490 - 28.9.1971) Her kim cebir ve şiddet yahut tehdit ile sanat veya ticaret serbestisini her ne suretle olursa olsun tahdit veya menederse üç aydan iki seneye kadar hapis cezasına mahkûm olur.

Her kim cebir ve şiddet veya tehdit ile gerek işçiyi ve gerek ticaret veya sanat sahiplerini veya işverenleri, yevmiyeleri azaltıp çoğaltmaya yahut evvelce kabul edilen şartlardan başka şartlar altında mukaveleler kabulüne icbar etmek maksadiyle bir işin tatiline veya nihayet bulmasına sebebiyet verir veya tatilin devamına amil olursa sekiz aydan beş seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır.

Her kim yukarıdaki fıkralarda gösterilen maksatların istihsaline matuf olmak üzere, cebir ve şiddet veya tehdit olmaksızın, işyerini her ne suretle olursa olsun kısmen veya tamamen işgal ederse bir aydan bir seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır.

Yukarıdaki fıkralarda gösterilen fiiller silâh ile veya kendini tanınmıyacak bir hale koyarak veya birkaç kişi tarafından birlikte işlenirse veya ayrıca bir tahribat meydana getirilmişse yahut mevcut veya mefruz bazı gizli cemiyetlerin husule getirdikleri tehdit kuvvetinden istifade ile işlenmiş ise; ceza iki misli artırılarak hükmolunur. Ancak hükmolunacak ceza beş seneyi geçemez.

MADDE 201/a.- (Ek: 4771 - 3.8.2002 / m.2 b) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yabancı bir devlet tabiiyetinde bulunan veya vatansız olan veya Türkiye'de sürekli olarak oturmasına yetkili mercilerce izin verilmemiş bulunan kimselerin Türkiye'ye yasal olmayan yollardan girmelerini veya ülkede kalmalarını, bu kişilerin veya Türk vatandaşlarının yasal olmayan yollardan ülke dışına çıkmalarını sağlamaya göçmen kaçakçılığı denilir.

Göçmen kaçakçılığı suçunun faillerine veya böyle bir suça iştirak etmeksizin, daha önce ülkeye sokulmuş veya girmiş kaçak göçmenleri, maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollarla ülkeden çıkaranlara, yasal koşullara uymaksızın ülkede kalmalarını olanaklı kılanlara, bu maksatla sahte kimlik veya seyahat belgelerini hazırlayanlara veya temin edenlere ya da bu suçlara teşebbüs edenlere, fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve bir milyar liradan az olmamak üzere ağır para cezası verilir; suçun işlenmesinde kullanılan taşıtlar ve bu fiil nedeniyle elde edilen maddi menfaatler müsadere edilir.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı olan suçlar, kaçak göçmenlerin yaşamlarını veya vücut bütünlüklerini tehlikeye soktuğu veya insanlık dışı veya onur kırıcı muamele biçimlerine tabi kılınmalarına neden olduğu hallerde faillere verilecek cezalar, yarısı oranında; ölüm meydana gelmiş ise bir kat artırılarak hükmolunur.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçlar örgütlü olarak işlendiğinde faillere verilecek cezalar bir kat artırılarak hükmolunur.

MADDE 201/b.- (Ek: 4771 - 3.8.2002 / m.2 b) Zorla çalıştırmak veya hizmet ettirmek, esarete veya benzeri uygulamalara tabi kılmak, vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla, tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden, barındıran kimseye beş yıldan on yıla kadar ağır hapis ve bir milyar liradan az olmamak üzere ağır para cezası verilir.

Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan eylemler var olduğu takdirde, mağdurun rızası yok sayılır.

Onsekiz yaşını doldurmamış çocukların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirisine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçlar örgütlü olarak işlendiği takdirde faillere verilecek cezalar bir kat artırılarak hükmolunur.

ÜÇÜNCÜ BAP

DEVLET İDARESİ ALEYHİNDE İŞLENEN CÜRÜMLER

BİRİNCİ FASIL

(Değişik Fasıl Başlığı: 21.11.1990 - 3679 s. Y. m.7)

BASİT VE NİTELİKLİ ZİMMET İLE DEVLET ALIM VE SATIMLARINDA MENFAAT SAĞLAMA (*)

(*) Birinci fasıl başlığı 21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle yukarıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 202 - (Değişik: 3679 - 21.11.1990) Görevi sebebiyle kendisine tevdi olunan veya muhafaza, denetim veya sorumluluğu altında bulunan para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları zimmetine geçiren memura altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve meydana gelen zararın bir misli kadar ağır para cezası verilir.

Yukarıdaki fıkrada gösterilen cürüm, dairesini aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmiş ise faile oniki yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis ve meydana gelen zararın üç misli kadar ağır para cezası verilir.

Zararın, kovuşturma yapılmadan önce tamamiyle ödenmiş olması halinde yukarıdaki fıkralarda yazılı cezaların yarısı, ödeme hükmüden önce gerçekleştirilmiş ise üçte biri indirilir.

Meydana gelen zararın ödenmemesi halinde mahkemece ödettirilmesine re'sen hükmolunur.

Bu fiiller kamu bankaları aleyhine işlenmiş ise faile verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

MADDE 203 - (Değişik: 3679 - 21.11.1990) Denetim görevini ihmal ederek 202 nci maddenin birinci fıkrasında yazılı zimmetin oluşmasını veya artmasını mümkün kılmış olan kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis ve beşyüz bin liradan ikimilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.

Fail, meydana gelen zararın ödenmesinden asıl fail ile birlikte sorumlu tutulur.

MADDE 204 - (6123 - 9.7.1953) (21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 205 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Bir kimse Türkiye Devleti hesabına olarak almaya veya satmaya yahut yapmaya memur olduğu her nevi eşyanın alım veya satımında veya pahasında veya miktarında veya yapmasında fesat karıştırarak her ne suretle olursa olsun irtikâp eylerse on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasiyle cezalandırılır ve zarar kendisine ödettirilir.

MADDE 206 - (...) (21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 207 - (6123 - 9.7.1953) (21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 208 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Devlet memurlarından her kim, idaresine ve nezaretine memur oldukları işlerde Devlet için az veya çok eşya veya malzeme alım veya satımında gizli veya aşikâr, gerek doğrudan doğruya kendisi, gerek başkası vasıtasiyle veya ortaklık suretiyle kendi kazancı için ticaret eder veya imalât yahut inşaatı götürü şekilde deruhde edenlere ortak olursa üç seneden az olmamak üzere ağır hapis cezasiyle cezalandırılır.

Eğer bu gibi alış verişte komüsyon alınır yahut nakid veya meskûkat mubadelesinde kazanç sağlanırsa ağır hapis cezası beş seneden az olamaz.

İKİNCİ FASIL

İRTİKAP

MADDE 209 - (Değişik: 3679 - 21.11.1990) Memuriyet sıfatını veya görevini kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına haksız olarak para verilmesine veya sair menfaatler sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına, bir kimseyi icbar eden memura altı yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezası verilir.

Yukarıdaki fıkrada yazılı cürüm, ikna suretiyle işlenirse faile dört yıldan altı yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Memur Kanunen almaması gereken bir şeyi diğerinin hatasından yararlanarak almış bulunursa iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.

MADDE 210 - ( Değişik: 6123 - 9.7.1953) (21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

ÜÇÜNCÜ FASIL

RÜŞVET

MADDE 211 - (Değişik: 3679 - 21.11.1990) Ceza Kanununun tatbikinde memur sayılanların, kanunen veya nizamen yapmaya veya yapmamaya mecbur oldukları şeyi yapmak veya yapmamak için aldıkları veya başkalarına aldırdıkları para, hediye ve her ne nam altında olursa olsun sağladıkları diğer menfaatler ile bu maksatla alıp sattıkları veya ihale eyledikleri taşınır ve taşınmaz malların gerçek değeri ile verilip alınan bedel arasındaki fahiş fark rüşvet sayılır.

Bu Kanundaki memur tanımı dışında kalsalar dahi, özel kanunlarında belirli hallerde Devlet memuru sayıldıkları açıklananlar ile bazı yükümlülük ve sorumlulukları bakımından Devlet memurları gibi cezalandırılacakları belirtilenlerin yukarıdaki fıkrada gösterilen şekilde sağladıkları her türlü menfaat de rüşvet sayılır.

(Ek 3. fıkra: 4782 - 2.1.2003 / m.2) Yabancı bir ülkede seçilmiş veya atanmış olan, yasama veya idari veya adli bir görevi yürüten kamu kurum veya kuruluşlarının memur veya görevlilerine veya aynı ülkede uluslararası nitelikte görevleri yerine getirenlere, uluslararası ticari işlemler nedeniyle, bir işin yapılması veya yapılmaması veya haksız bir menfaatin elde edilmesi veya muhafazası amacıyla, doğrudan veya dolaylı olarak birinci fıkranın öngördüğü menfaatlerin teklif veya vaat edilmesi veya verilmesi de rüşvet sayılır.

MADDE 212 - (Değişik: 3679 - 21.11.1990) Kanun ve nizam hükümlerine göre yapmak zorunda olduğu şeyi yapmak veya yapmamak zorunda olduğu şeyi yapmamak için rüşvet alan veya bir vaat veya taahhüt kabul eden kimseye dört yıldan on yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Cürmün yapılması gereken işin yapılmaması veya yapılmaması gereken işin yapılması için işlenmesi halinde faile beş yıldan oniki yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hallerde, memurun mensup olduğu dairenin ilgili bulunduğu sözleşme veya taahhütlere girişilmiş veya memuriyet, maaş, nişan veya sair rütbe, derece veya kademeler verilmiş veya kanun ve nizama aykırılık veya hakkı ihlal eden bir hal meydana gelmiş ise faile altı yıldan onbeş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hallerde faile ayrıca, aldığı para ile sağladığı her türlü menfaat veya vaat veya taahhüt olunan her türlü menfaatlerin miktar veya değerinin beş misli ağır para cezası verilir.

MADDE 213 - (Değişik: 3679 - 21.11.1990) 211 inci maddede gösterilen kimselere yapmaya mecbur oldukları şeyi yapmamaları veya yapmamaya mecbur oldukları şeyi yapmaları için rüşvet vaat veya teklif eden veya veren kimseye kanun ve nizama aykırılığın derecesine ve istenilen şeyin kısmen veya tamamen yapılmış olup olmamasına göre dört yıldan oniki yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Haklı bir hususun temini için rüşvet veren veya başka yararlar temin eden kimseye, verdiği para veya temin ettiği menfaatin on katı ağır para cezası verilir.

MADDE 214 - (Değişik: 3679 - 21.11.1990) Kendisine rüşvet teklif edilen kimse emir ve idare yetkisine sahip olanlar ile hakim ve savcılardan veya resmî daireler tarafından özel bir vazifeyle görevlendirilenlerden biri veya noter, avukat, dava vekili olduğu takdirde, kanun ve nizama aykırılığın derecesine göre, rüşvet veren hakkında verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

MADDE 215 - (Değişik: 3679 - 21.11.1990) Rüşvet kabul eden kimse, rüşveti almadan önce veya aldıktan sonra ve fakat istenilen hususu kısmen dahi olsa yerine getirmeksizin ve hakkında tahkikata geçilmeden keyfiyeti merciine duyurur ve aldığı para ve diğer şeyleri aynen iade ederse sorumlu olmaz.

Bunun gibi, haksız isteğinin yerine getirilmesinden önce durumu merciine duyuran fail de sorumlu olmaz ve vermiş olduğu para, sair şeyler geri alınarak kendisine verilir.

MADDE 216 - (Değişik: 3679 - 21.11.1990) Rüşvete aracılık eden kimse, rüşveti veren ve alandan hangisinin vasıtası ise onun suç ortağı sayılır.

MADDE 217 - (Değişik: 3679 - 21.11.1990) Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, rüşvet olarak verilen para, eşya ve diğer şeylerin veya bunlarla edinilen mal ve değerlerin müsadereseni hükmedilir.

MADDE 218 - (Değişik:3679 - 21.11.1990) Görevine girmeyen ve yapılması veya yapılmaması hususunda yetkili olmadığı bir işi yapacağı kanaatini uyandırarak menfaat sağlayan memura bir yıldan beş yıla kadar hapis ve ikimilyon liradan beşmilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.

MADDE 219 - (Değişik: 3679 - 21.11.1990) 202 ilâ 218 inci maddelerde yazılı suçların emir ve idare yetkisine sahip olanlar ile hakim ve savcılar tarafından işlenmesi halinde verilecek cezalar yarısı oranında artırılarak hükmolunur.

Mahkemeler ile adalet dairelerinde veya sair resmî dairelerde kendilerine kanunî bir görev verilen veya 211 inci maddede gösterilen kişilerin rüşvet fiileri, kesin yargı hükmüne tesir etmiş ise failler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanır.

202 ilâ 218 inci maddelerde yer alan cürümler dolayısıyla alınan veya verilen rüşvet veya yararın değeri hafif olduğu takdirde verilecek cezanın yarısı, pek hafif olduğu takdirde üçte ikisi indirilir.

Bu Kanunun 202, 205, 208, 209, 212, 213, 214, 216, 218 ve 219 uncu maddeleriyle mahkûm olanlara aynı zamanda memuriyetten müebbeten mahrumiyet cezası da verilir.

MADDE 220 -(Değişik: 6123 - 9.7.1953) (21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.) MADDE 220.- (Yeniden Düzenleme: 4782 - 2.1.2003 / m.3) Bu Fasılda yer alan rüşvet verme suçları, tüzel kişilerin yetkili temsilcileri tarafından işlendiğinde, bunlar cezalandırılmakla beraber tüzel kişi hakkında da suçla elde edilen menfaatin iki katından üç katına kadar ağır para cezasına hükmolunur.

MADDE 221- (Değişik: 2275 - 8.6.1933) (21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 222- (Değişik: 21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 223- (Değişik: 21 Kasığm 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 224- (Değişik: 21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 225- (Değişik: 6123 - 9.7.1953) (21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 226- (Değişik: 21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

MADDE 227- (Değişik: 6123 - 9.7.1953) (21 Kasım 1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

DÖRDÜNCÜ FASIL

MEMURİYET VE MEVKİ NÜFUZUNU SUİİSTİMAL EDENLER VE MEMURİYET VAZİFELERİNİ YAPMIYANLARA AİT CEZALAR

MADDE 228 - (Değişik: 235 - 5.1.1961) Devlet memurlarından her kim bir şahıs veya memur hakkında memuriyetine ait vazifeyi suiistimal ile kanun ve nizamın tâyin ettiği ahvalden başka suretle keyfi bir muamele yapar veya yapılmasını emreder veya ettirirse altı aydan üç seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu muamelede hususi maksat veya siyasî saik veya sebep mevcut ise cezası üçte birden yarıya kadar artırılır.

Memuriyetinin icrasında lüzumsuz yere sert muamelelerle bir şahsın kanun hükmüne veya hükümetin emirlerine itaat etmemesine sebep olan memur dahi aynı ceza ile cezalandırılır.

MADDE 229 - Memuriyeti sebebiyle kendisine tevdi kılınan veya ıttılaına müsadif olan vesikalar, kararlar ve emirleri ve sair tebligatı başkasına ifşa veya neşir ve ilân eden yahut her nasıl olursa olsun başkalarının vukuf ve ıttılaını kolaylaştıran memur, altı aydan iki seneye kadar hapis olunur.

Devletçe neşir ve ilânı matlup olan kararları kabule şayan mazereti olmaksızın tehir eden memur hakkındada aynı ceza tatbik olunur.

MADDE 230 - (Değişik: 2248 - 12.6.1979) Hangi nedenle olursa olsun memuriyet görevini yapmakta savsama ve gecikme gösteren veya üstünün yasaya göre verdiği buyrukları geçerli bir neden olmadan yapmayan memur üç aydan bir yıla kadar hapis ve bin liradan beşbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

Bu savsama ve gecikmeden veya üstünün yasal buyruklarını yapmamış olmaktan Devletçe bir zarar meydana gelmişse, derecesine göre altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile birlikte süreli veya temelli olarak memuriyetten yoksun kalma cezası da hükmolunur.

Her iki durumda memurun vazifesini geciktirmesinden veya verilen buyruğu yapmamasından, kişiler herhangi bir zarara uğramamışsa bu zarar ayrıca ödettirilir.

MADDE 231 - Yukarıki maddede yazı olan terahi veya emri yapmamak hâkimler tarafından vâkı olduğu surette bunlar aleyhine iştikâi anilhükkâm dâvasının ikamesi için kanuna göre bulunması lâzımgelen şartlar mevcut olduğu halde ihmal veya emri yapmamak fiili vâkı farz olunur.

MADDE 232 - Görülmekte olan bir dâvanın tarafeyninden biri hakkında sahabet veya garaz ve menfaata müsteniden hâkimlere emir ve tahakküm veya nüfuz veya iltimas eden kimse birinci ve ikinci surette iki seneden ve üçüncü takdirde altı aydan az olmamak üzere hapis olunur. Fail memur ise başkaca müebbeden veya muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezasiylede cezalandırılır.

Bu müdahale üzerine dâva haksız şekilde hüküm olunmuş ise ceza üçte biri kadar artırılır.

MADDE 233 - Yukarıki maddede yazılan emir ve iltimasa müsteniden hüküm ve karar veren hâkimler hakkında dahi hüküm ve kararının suret ve mahiyetine ve mahkûmun hukuku üzerine yaptığı tesirin derecesine göre iki seneden beş seneye kadar hapis ve hâkimlik hizmetinden müebbet mahrumiyet cezası tatbik olunur.

MADDE 234 - Asker zabitlerinden veya Devletin umumi kuvvetlerine dahil memurlarla zabıta memurlarından biri salâhiyettar daireden kendilerine kanuna göre verilmiş olan bir emri, nizama karşı gelerek yapmak istemez ve yapmasını geciktirirse iki seneye kadar hapis olunur.

MADDE 235 - (Değişik:2245 - 7.6.1979) Memurlardan biri görevini yaptığı sırada görevine ilişkin olarak kamu adına kovuşturmayı gerektiren bir suç işlendiğini öğrenip de ilgili daireye bildirmede ihmal ve gecikme gösterirse dört aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır ve bu cezaya, öğrenilen suçun önemine göre ayrıca süreli veya süresiz memuriyetten mahrumiyet cezası da eklenir.

Eğer fail, adli kolluk memurlarından biri ise verilecek ceza bir yıl hapis cezasından aşağı olamaz ve her halde memuriyetten süresiz mahrumiyet cezası da hükmolunur.

MADDE 236 - (Değişik: 2370 - 7.1.1981) Memurlardan veya işçi niteliğini taşımayan kamu hizmeti görevlilerinden üç veya daha fazla kimse aldıkları karar gereğince kanun hükümlerine aykırı olarak, memuriyetlerini terk eder veya vazifelerine gelip de görevlerini geçici de olsa kısmen veya tamamen yapmazlar yahut yavaşlatırlarsa her biri hakkında dört aydan bir yıla kadar hapis ve ikibin liradan onbin liraya kadar ağır para cezasiyle birlikte muvakkaten veya müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezası da hükmolunur.

Başkaları tarafından alınan karara veya yayınlanan bildirilere uyarak yukarıdaki fıkrada yazılı fiilleri işleyen memurlara ve işçi niteliği taşımayan kamu hizmeti görevlilerine de aynı ceza hükmolunur.

Bu maddedeki eylemler dernek veya meslek kuruluşları yöneticilerinin bu yönde aldıkları karar veya yayınladıkları bildiriler üzerine vuku bulmuşsa, bu kararı alan veya bildiriyi yayınlayanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üçbin liradan onbin liraya kadar ağır para cezası verilir. Fail memur ise müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezasına da hükmolunur.

MADDE 237 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Kanunun evlenmelerini menettiği kimselerin bu memnuiyetlerini bildikleri halde akidlerini yapan evlenme memurlarile bu suretle evlenen ve bunları evlenmeye sevkeden veya evlenmelerine rıza gösteren veli veya vasileri üç aydan iki seneye kadar hapsolunurlar.

Kanuni şartlara riayet etmeksizin evlenme kağıdı veren memur, bir aydan üç aya kadar hapsolunur.

Evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren kağıdı görmeden bir evlenme için dini merasim yapanlar hakkında da bundan evvelki fıkrada yazılı ceza verilir.

Aralarında evlenme akdi olmaksızın evlenmenin dini merasimini yaptıran erkek ve kadınlar iki aydan altı aya kadar hapis cezasile cezalandırılır.

Erkek evli olduğu takdirde verilecek ceza altı aydan üç seneye kadar hapistir. Erkeğin evli olduğunu bilen kadına da aynı ceza verilir.

Muhtarlar aralarında evlenme akdi yok iken evlenmenin dini merasimini yaptıklarına muttali oldukları kimseleri salâhiyetli makama bildirmeğe mecburdurlar. Bu hususta ihmal gösterenler beş liradan yüz liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılır ve tekerrürü halinde ayrıca bir aya kadar hapsolunur.

MADDE 238 - Hâkimlerle memurinden her kim memuriyetinin dairesi dahilinde ahalinin zaruri havayicinden olan hububat, erzak ve sair malzemeleri alıp satarak ticaret ederse yüz liradan aşağı olmamak üzere ağır cezayı nakdî ve müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezasiyle cezalandırılır.

MADDE 239 - Hazar vaktinde seferberliğe müteallik vazifelerin ifasında ihmal ve terahisi sabit olan memurun cezası üçte bir derecesinde artırılır.

MADDE 240 - (Değişik: 2248 - 12.6.1979) Yasada yazılı hallerden başka hangi nedenle olursa olsun görevini kötüye kullanan memur derecesine göre bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur. Cezayı hafifletici nedenlerin bulunması halinde altı aydan bir yıla kadar hapis ve her iki halde ikibin liradan onbin liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır. Ayrıca memuriyetten süreli veya temelli olarak yoksun kılınır.

BEŞİNCİ FASIL

İMAMLAR, HATİPLER, VAİZLERLE RUHANİ REİSLERE MÜTEALLİK CÜRÜMLER

MADDE 241 - İmam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dini reislerden biri vazifesini ifa sırasında alenen Hükümet idaresini ve devlet kanunlarını ve Hükümet icraatını takbih ve tezyif ederse bir aydan bir seneye kadar hapis ve yüz elli liraya kadar ağır cezayı nakdî ile cezalandırılır veya bunlardan biri hükmolunabilir.

MADDE 242 - Yukarıdaki maddede gösterilen kimselerden biri işbu sıfattan bilistifade Hükümetin idaresini ve kanun ve nizam ve emirleri ve dairelerden birine ait olan vazife ve salâhiyeti takbih ve tezyife veya halkı kanunlara yahut Hükümet emirlerine icraya veya memuriyetinin vazifesi icabına karşılığı itaatsizliğe tahrik ve teşvik edecek olursa üç aydan iki seneye kadar hapse ve iki yüz liraya kadar ağır cezayı nakdiye ve müebbeden veya muvakkaten bilfiil o vazifeyi icradan ve onun menfaat ve aidatını almaktan memnuiyetine hükmolunur. İşbu fiiller alenen yapıldığı takdirde ceza üç seneye kadar hükmolunabilir.

Kendi sıfatlarından istifade ederek kanunlara veya kanuna göre kazanılmış olan haklara muhalif iş ve sözlerde bulunmağa bir kimseyi icbar ve ikna eden din reis ve memurları hakkında dahi balâdaki fıkrada yazılan ceza tertip olunur.

Bunlardan biri dini sıfatından istifade ederek evvelki maddede yazılan fiillerden başka bir cürüm işlerse altıda bir miktarı çoğaltılmak şartiyle o cürüm için kanunda yazılı olan ceza ile mahkûm olur.

Şu kadar ki kanun işbu sıfatı esasen nazarı itibara almış ise cezayı çoğaltmağa mahal yoktur.

ALTINCI FASIL

HÜKÜMET MEMURLARI TARAFINDAN EFRADA KARŞI YAPILACAK SUİMUAMELELER

MADDE 243 - (Değişik: 235 - 5.1.1961) (Değişik 1. Fıkra: 4449 - 26.8.1999) Bir kimseye cürümlerini söyletmek, mağdurun, şahsi davacının, davaya katılan kimsenin veya bir tanığın olayları bildirmesini engellemek, şikayet veya ihbarda bulunmasını önlemek için yahut şikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya diğer herhangi bir sebeple işkence eden veya zalimane veya gayriinsani veya haysiyet kırıcı muamelelere başvuran memur veya diğer kamu görevlilerine sekiz yıla kadar ağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası verilir.

Fiil neticesinde ölüm vukua gelirse 452 nci, sair hallerde 456 ncı maddeye göre tertip olunacak ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.

MADDE 244 - Bir kimse hakkında sahabet fikrine veya garaza müsteniden kanun hilâfında hüküm ve karar verdiği sabit olan hâkimler, üç aydan üç seneye kadar hapis ve muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezasına müstahak olur.

MADDE 245 - (Değişik: 235 - 5.1.1961) Kuvvei cebriye imaline memur olanlar ve bilûmum zabıta ve ihzar memurları memuriyetlerini icrada ve mafevkinde bulanan âmirinin emrini infazda kanun ve nizamın tâyin ettiği ahvalde başka surette bir kimse hakkında suimuamele veya cismen eza verecek hale cüret eder yahut o kimseyi darp ve cerheylerse üç aydan (Değişik ibare: 4449 - 26.8.1999) “beş seneye kadar hapis” ve muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezaları ile cezalandırılır. Eğer işlediği cürüm bu fiillerin fevkinde ise o cürümlere terettüp eden ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.

(Ek fıkra: 4778 - 2.1.2003 / m.1) 243 üncü madde ile bu maddede yazılı suçlardan dolayı verilen cezalar, para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilemez ve ertelenemez.

MADDE 246 - Hükümet memurları tarafından bir kimsenin emval ve emlâki cebren iştira ve fuzuli iddia ile haksız yere zaptolunmak veyahut sattırılmak ve menafii âmme için lüzumu sabit olmadıkça ve kanunu mucibince parası peşin verilmedikçe tasarruf hakları iptal olunmak gibi haller vukubulursa o emval ve emlâk aynen ve mevcut olmadığı halde kıymeti nakden sahibine reddettirilip buna mütecasir olan memur cürmünün derecesine göre üç aydan iki seneye kadar hapis ve memuriyetten muvakkaten mahrumiyet cezasiyle cezalandırılır.

MADDE 247 - Memurlardan biri veya her nevi varidatı Devleti maktuan deruhte edenler ile adamları kanunen ve nizamen muayyen olan vergi, rüsumat ve sair aidatın miktarından ziyade bir şey alırlarsa memurlar ile mültezimler altı aydan üç seneye kadar ve adamları altı aya kadar hapis cezasiyle cezalandırılır. Fazla olarak aldıkları para her ne miktar ise reddedikten sonra aldıkları paranın bir katı dahi ağır cezayı nakdi olarak alınır.

MADDE 248 - Bir memur kanunen tâyin olunan mücazatı nakdiyeden maada cerime olarak para ve sair bir şey alır veya kanunen tahsiline memur olduğu mücazatı nakdiyenin miktarından fazla olarak bir şey ahzeylerse aldığı şey kendisinden geri alınarak sahibine verildikten başka bir katı ağır cezayı nakdi alınır ve altı aydan üç seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır. (1)

MADDE 249 - Kanunen ve nizamen tâyin olunan ve ahalice bilicap lüzum görülen umumi hizmetlerden başka hükümet memurları ve saireden her kim angarya olarak her nevi işte adam kullanırsa buna mütecasir olan kimseden böyle meccanen kullandığı adamların mahallerince olan ücreti marufeleri alınarak ashabına teslim ve derecei cürmüne göre altı aydan üç seneye kadar sürgün cezası tâyin olunur. Memur ise muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezasına müstahak olur.

MADDE 250 - Tebliğ ve ihzar memurları, askerler, jandarmalar ve zabitler ve umum memurlar gelip geçtikleri yerlerde ahalinin hanelerine rızaları hilâfına konup meccanen yem ve yiyecek alırlar ise aldıkları her ne ise parası ashabına reddettirildikten başka bir aya kadar hapsolunurlar.

Asker ve jandarmanın heyetçe hareketlerinde bu gibi şeylere cesaret ederlerse aldıkları eşyanın parası zabitanından alınarak sahiplerine teslim ettirildikten başka altı aydan üç seneye kadar hapis ile cezalandırılırlar. Eğer bu keyfiyet cebir ve şiddet icrasiyle vukubulursa cezaları üçte bir derecesinde çoğaltılır.

MADDE 251 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Bir memur vazife esnasında bir kimse aleyhine bir cürüm işlerse kanunda yazılı olmıyan hallerde o cürme kanunen terettüp eden ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

YEDİNCİ FASIL

HÜKÜMET MEMURİYETİNİN VE UNVAN VE ŞEREFİNİN GASBI

MADDE 252 - Her kim mülki ve askerî memuriyetlerden birini hilâfı nizam ifa veya ifaya teşebbüs eylerse üç aydan iki seneye kadar hapis ile mücazat olunur.

Aynı ceza memuriyetini terk ve tatil emri kendisine resmen bildirilmiş olduğu halde yine memuriyetinde devam eden memur hakkında üç aydan iki seneye kadar memuriyetten mahrumiyet cezasiyle birlikte hükmolunur.

Mahkeme bu baptaki ilâm hulâsasının - masarifi mahkûmdan alınmak şartiyle cürmün vukubulduğu veya mahkûmun ikamet eylediği vilâyet ceridelerinden biriyle neşir ve ilânını emredebilir.

MADDE 253 - (Değişik 1.fıkra: 2245 - 7.6.1979)

Her kimse bir rütbe veya memuriyetin veya bir mesleğin resmî elbisesini yetkisi olmaksızın açıktan açığa giyer veya hakkı olmayan nişan veya madalyaları takarsa üç aydan bir yıla kadar hapis ve ikibin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Böyle bir elbise giyerek elbisenin belirlediği meslek ve memuriyetle ilgili işler yapanlara altı aydan iki yıla kadar hapis ve binbeşyüz liradan üçbin liraya kadar ağır para cezası verilir. Bu elbisenin sağlayacağı kolaylık ve olanaklardan yararlanarak bir cürüm işlenirse, yalnız bu eylemden ötürü yukarıdaki cezalar üçte birden yarıya kadar artırılarak hükmolunur.

(Değişik: 3038 - 11.6.1936)

Siyasî partinin takib ettiği prensiplerin remzi olan alâmet ve işaretleri o partinin şerefini kıracak yerde kullananlarla partiden müsaade almaksızın kitap, gazete, mecmua veya Matbuat Kanununa göre matbua sayılan diğer şeyler üzerine veya sinama şeridlerine bunların muhteviyatını partiye mal edici manada koyanlar altı aya kadar hapis veya on liradan 200 liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılırlar. Bu hususta takibat icrası alâkalı siyasî parti Genel Sekreterliğinin şikâyetine bağlıdır.

Kızılay Cemiyetine ait alâmet ve işaretleri, Kızılay Cemiyetinin rızası olmaksızın her hangi bir matbua veya evrak ve sair eşya üzerine koymak veya resim veya hâkketmek veya her ne suretle olursa olsun o alâmet ve işaretleri temsil veya tecessüm ettirmek suretile kullananlar üç aya kadar hapis veya beş liradan yüz liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılırlar. Bu hususta takibat icrası Kızılay Cemiyeti Umumi Merkezinin şikâyetine bağlıdır.

(Ek fıkra: 5319 - 7.2.1949) Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Kurulunun resmî mühür ve damgası ile dünya yuvarlağı üzerine resmedilmiş iki defne dalı ortasındaki eskülâp sembolünden ibaret alâmetinin ve (Dünya Sağlık Kurulu) adının ve bu adın ilk harflerinden müşekkel kısaltmanın ticaret veya her hangi bir menfaat kastiyle, herhangi bir ticaret ve sanayi müessesesi veya bir kimse tarafından, bu kurulun rızası olmaksızın, kullanılması, herhangi bir matbua veya evrak ve eşya üzerine konması veya temsil ve tecessüm ettirilmesi yasaktır. Buna aykırı hareket edenler üç aya kadar hapis veya beş liradan yüz liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

SEKİZİNCİ FASIL

HÜKÜMETE KARŞI ŞİDDET VEYA MUKAVEMET VE KANUNLARA MUHALEFET

MADDE 254 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Resmî meclisler âzasından veya Hükümet memurlarından biri hakkında vazifesine mütaallik bir işi yapmaya yahut yapmamaya icbar için şiddet veya tehdit gösteren kimse, bir seneden üç seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(Değişik: 2245 - 7.6.1979) Eylem, silahla bir kişi tarafından işlenmiş ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Eylemin iki veya daha çok silâhlı kişiler tarafından anlaşarak birlikte veya silâhsız ve anlaşma olmasa bile toplanmış beşten çok kişiler tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza beş yıldan az olamaz.

(Ek Fıkra: 1490 - 28.9.1971) Her kim birinci fıkrada yazılı olan şahıslardan birinin vazife gördüğü yeri her ne suretle olursa olsun kısmen veya tamamen işgal ederek, vazifesine mütaallik bir işin yapılmasına mani olursa altı aydan üç seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır. Fiil, cebir ve şiddet veya tehditle işlenirse bir seneden üç seneye kadar, silâhla veya kendini tanınmıyacak bir hale koyarak yahut birkaç kişi tarafından birlikte işlenirse, iki seneden beş seneye kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE 255 - Yukarıdaki maddede yazılı cezalar adlî, siyasî veya idari bir heyetin veya bu heyetler mümessillerinin içtimaını yahut vazife görmelerini men veya ihlâl veya müzakerelerinde nüfuz veya tesir icra etmek üzere şiddet kullananlar veya tehdit gösterenler hakkında dahi tatbik olunur.

MADDE 256 - Şiddet veya tehdit ile yukarıki maddelerde yazılı olan fiili işlemek üzere teşekkül eden on veya daha ziyade kimselerden mürekkep bir içtimaa dahil olanlar bir aydan iki seneye kadar hapsolunur.

MADDE 257 - Yukarıdaki maddede beyan olunan içtima cürmün silâh ile işlenmesi için vâki olmuş ise hapis üç aydan üç seneye kadardır. Eğer Hükümetin emir ve ihtarı üzerine dağılırsa içtimaa dahil olanlar hakkında ceza verilemez.

MADDE 258 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Bir memura veya ona yardım edenlere memuriyetine ait vazifeleri ifa sırasında cebir ve şiddet veya tehdit ile mukavemet eden kimse altı aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(Değişik 2. fıkra: 2245 - 7.6.1979) Eylem silahla bir kişi tarafından işlenmişse iki yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Eylemin iki veya daha çok silâhlı kişiler tarafından veya silâhsız olsa bile toplanmış beşten çok kişiler tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır.

Eğer fiil kendisini veya akrabasını hapis veya tevkiften kurtarmak maksadiyle vâkı olmuşsa birinci fıkradaki hal için iki aydan altı aya, ikinci fıkrada yazılı hal için dört aydan bir seneye kadar hapis cezası verilir. (...) (Madde 258 in 3. fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 11.3.2003 tarih ve 25045 sayılı R.G.'de yayımlanan, 26.5.1998 gün ve E.1997/32 - K.1998/25 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.)

Eğer memur haiz olduğu salâhiyet hududunu tecavüz ederek veya keyfi hareketlerle bu muameleye sebebiyet vermiş ise fail hakkında geçen maddelerdeki ceza dörtte bire kadar indirileceği gibi icabına göre ceza büsbütün de kaldırılabilir.

254, 255, 256 ve 257 nci maddelerle yukarki fıkralarda yazılı fiiller, İcra Vekilleri Heyetinden bir vekil aleyhinde işlenirse tâyin edilecek ceza yarı nispette artılarak hükmolunur.

MADDE 259 - Ceza Kanunu itibariyle akrabadan murat, karı koca ile usul ve füru ve kardeş ve kız kardeş ve amuca ve dayı ve hala ve teyzelerle yengeler ve bunlar derecesindeki sıhri akrabadır.

MADDE 260 - Kanun ve nizam hükümlerinden birinin icrasına muhalefet için nüfuz ve müessir kuvvet sarfedenler bir seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır.

MADDE 261 (Değişik: 1490 - 28.9.1971) Kanun ve nizamlara aykırı olarak mektep veya dershane açanlar, açılan mektep veya dershane kapatılmakla beraber altı aydan iki seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır.

Ruhsatsız öğretmenlik edenlerle bunları istihdam eyilenlere de aynı ceza verilir.

Mükerrirler hakkında verilecek ceza bir sene hapisten aşağı olamaz.

MADDE 262 - Camiler etrafındaki mezarlıklarla kiliseler avlu ve derunlarına ve meskun mahaller civarında bulunan kabristanlara ve ölü defnine mahsus olan mahallerden maada yerlere ruhsatsız ölü defneden veya ettiren kimse bir aydan altı aya kadar hapis veya otuz liradan yüz elli liraya kadar ağır cezayı nakdî ile mahkûm olur.

MADDE 263 - Kolera ve sair bulaşık hastalıklardan musab veya vefiyat zuhur eden ev ve sair mahallerin kordon altına alınmasına dair Hükümetçe verilen emirlere ve yapılan icraata fiilen mümanaat edenler hareketlerinin derecesine göre bir aydan bir seneye kadar hapsolunur.

MADDE 264 - (Değişik: 2245 - 7.6.1979) Her kim ait olduğu merciden ruhsat almaksızın dinamit veya bomba veya buna benzer yıkıcı veya öldürücü alet veya barut ve benzeri ateşli ecza yapar veya bunları yabancı bir ülkeden Türkiye'ye sokar veya sokmaya aracı olur veya ülke içinde bir yerden diğer bir yere götürür veya yollar veya götürmeye bilerek aracılık ederse, beş yıldan sekiz yıla kadar hapsolunur ve kendisinden onbeşbin liradan altmışbin liraya kadar ağır para cezası alınır.

Birinci fıkradaki eylemleri işlemek amacı ile teşekkül vücuda getirenlerle yönetenler veya teşekküle mensup olanlar tarafından sözü geçen fıkrada yazılı suçlar işlenirse failler hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis ve ellibin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.

İkinci fıkradaki hal dışında, iki veya daha çok kimselerin toplu olarak birinci fıkrada yazılı suçları işlemeleri halinde sekiz yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve yirmibeşbin liradan yetmişbeşbin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.

Birinci fıkrada yazılı eylemleri işlemek amacıyla iki veya daha çok kimselerin önceden anlaşıp birleşmeleri teşekkül sayılır.

Ruhsatsız bu gibi şeyleri taşıyanlar veya bulunduranlar veya satanlar veya satmaya çalışanlar veya alanlar üç yıldan beş yıla kadar ağır hapis, onbin liradan yirmibin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu şeylerin cins ve miktar itibariyle vahamet göstermesi halinde beş yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis ve yirmibeşbin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası hükmolunur. Mahkemece bunların cins ve miktarının önemsiz sayılması ve failin meslek, kişilik ve ahlâki eylemleri yönünden tehlikesiz sayılması halinde hükmolunacak ceza bir aydan bir yıla kadar hapis ve bin liradan üçbin liraya kadar ağır para cezasıdır.

Birinci fıkrada yazılı şeyleri, meskûn yerde veya çevresinde ya da halkın gelip geçtiği bir yerde ateşleyenler veya patlatanlar yahut bırakanlar, eylemleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde beş yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası ve onbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırırlar. Suçun halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde veya kamu hizmetlerinin görülmesine ayrılmış binalarda işlenmesi halinde, suç daha ağır bir cezayı gerektirse bile ayrıca bu eylemden dolayı aynı cezaya hükmolunur.

Her kim korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde her ne amaç ve nedenle olursa olsun, meskûn bir yerde veya çevresinde veya özel veya resmî veya genel yapılara ya da her türlü taşıt araçlarına ya da halkın toplu olarak bulundukları diğer yerlere silahla ateş ederse, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca iki yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve beşbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırılır.

Yukarıdaki iki fıkrada yazılı eylemler, iki veya daha çok kişi tarafından birlikte veya taşıt aracı veya suçun icrasını kolaylaştırıcı başkaca araçlar kullanarak işlenirse cezalar üçte birden yarıya kadar artırılarak hükmolunur.

MADDE 265 - (Değişik: 5435 - 10.6.1949) (7 Aralık 1988 tarih ve 3506 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

DOKUZUNCU FASIL

RESMİ SIFATI HAİZ OLANLAR ALEYHİNDE CÜRÜMLER

MADDE 266 - (Değişik: 1490 - 28.9.1971) Bir kimse resmî sıfatı haiz olan bir memurun huzurunda ve ifa ettiği vazifeden dolayı şeref veya şöhretine veya vakar ve haysiyetine kavlen veya fiilen taarruz ve hakarette bulunursa, aşağıda gösterilen suretlerle cezalandırılır:

1. Hakaret ve taarruz asker veya jandarma efradından veya iki veya üçüncü bendlerde mezkûr memurlardan gayrı memurinden biri aleyhinde ise iki aydan sekiz aya kadar hapis ve ikiyüz elli liradan beşyüz liraya kadar ağır para cezası ile mahkûm edilir.

2. Hakaret ve taarruz asker veya jandarma subaylarından veya polis komiserlerinden veya amirlerinden yahut ile genel meclisi veya belediye meclisi üyelerinden biri aleyhinde ise üç aydan iki seneye kadar hapis ve beşyüz liradan bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

3. Hakaret ve taarruz Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile temsil sıfatını veya emir ve idare salâhiyetini haiz rüesadan veya hâkim ve Cumhuriyet Savcılariyle bunların yardımcıları veya sorgu hâkimlerinden biri aleyhinde vâki olursa altı aydan otuz aya kadar hapis ve bin liradan iki bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

Eğer birinci fıkradaki hakaret fiili maddei mahsusa tâyin ve isnadiyle vaki olursa:

Bir numaralı benddeki halde beş aydan üç seneye kadar hapis ve beşyüz liradan üç bin liraya kadar ağır para cezasına;

İki numaralı benddeki halde altı aydan üç seneye kadar hapis ve bin liradan üç bin liraya kadar ağır para cezasına;

Üç numaralı benddeki halde yedi aydan üç seneye kadar hapis ve bin beş yüz liradan üç bin liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur.

(Maddenin son iki fıkrası, Anayas Mahkemesinin 19 Aralık 1972 tarih ve E.1971 - 55, K.1972 - 60 sayılı karariyle iptal edilmiştir.)

(Ek fıkra: 2370 - 7.11981)

(Bu maddede yazılı taarruz ve hakaret fiilinin resmî sıfat ve memuriyet sona ermiş olsa bile ifa edilen görevden dolayı ve huzurda işlenmesi halinde de yukarıdaki fıkralar ve bentlerdeki cezalara hükmolunur.

MADDE 267 - (Değişik: 3038 - 11.6.1936) Yukarıdaki madde de beyan olunan fiiller bir vazifenin ifasından dolayı olmayıp da vazife esnasında vaki olursa tâyin olunacak ceza üçte birinden yarısına kadar indirilir.

MADDE 268 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Bir kimse kavlen veya fiilen her ne suretle olursa olsun adlî, idarî, siyasî veya askerî resmî bir heyet huzurunda veya bir hâkimin duruşma yaptığı sırada veya duruşmaya mütaallik karar ve hükmün tefhimini mütaakıp şeref ve haysiyetine veya vakarına tecavüz ve hakarette bulunursa altı aydan üç seneye kadar hapis cezasına mahkûm edilir.

Eğer fiil maddei mahsusa tâyin ve isnadiyle vâkı olursa verilecek hapis cezası sekiz aydan aşağı olamaz.

266 ncı madde ile bu maddede beyan olunan fiiller bu iki maddede gösterilen heyet veya memurlara hitap edilen veya hitap edildiği anlaşılan telgraf, telefon, mektup, resim veya herhangi bir yazı vasıtası ile işlendiği takdirde de aynı ceza verilir.

(Ek Fıkralar: 1490 - 28.9.1971) Hakaret ve taarruz birinci fıkrada gösterilen heyetlerin sıfat veya hizmetinden dolayı umuma neşir veya teşhir olunmuş yazı veya resim veya sair neşir vasıtalariyle işlenmiş olursa, fiilin mahiyetine göre birinci veya ikinci fıkralarda yazılı olan cezalar yarısı nispetinde artırılarak hükmolunur.

Sıfat veya hizmetinden dolayı vaki hakaret ve taarruz, birinci fıkrada gösterilen heyetlerin gıyabında alenen işlenmiş olursa, fiilin mahiyetine göre birinci veya ikinci fıkralarda yazılı olan cezaların yarısı hükmolunur. Bu fıkradaki suçun tekevvünü için 153 üncü maddedeki aleniyet şarttır.

MADDE 269 - Geçen maddelerde muharrer taarruz ve hakaretler, cebir ve şiddet ve tehdit ile icra olunmuş ise ceza bir misli artırılır.

MADDE 270 - Geçen maddelerde muharrer cürümlerin faili hakaret ve taarruz eylediği şahıslara isnat ettiği ef'al ve evsafın şayi ve mütevatır olduğunu ispata kalkışırsa bu talebi katiyen kabul olunmaz.

MADDE 271 - (Değişik 1. fıkra: 2370 - 7.1.1981) (Değişik: 07.01.1981 - 2370 s. Y. m.4) Her kim resmî sıfatı haiz olan bir memura vazifesini icra ederken veya resmî sıfat ve memuriyet sona ermiş olsa bile icra ettiği vazifeden dolayı cismen eza verecek veya hastalığını mucip olacak müessir bir fiil işlerse 456 ncı maddeye göre verilecek cezalar aşağıda gösterilen suretlerle artılır.

1. (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Eğer memur 266 ncı maddenin 1 inci bendinde gösterilen kimselerden ise ceza üçte birden yarıya kadar, 2 nci bendinde gösterilen kimselerden ise bir misli ve 3 üncü bendinde gösterilen kimselerden ise iki misli artılır.

2. (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Eğer fiil 268 inci maddede yazılı hal ve zamanlarda işlenmiş olursa fiilin istilzam ettiği cezaya üç misli zammolunur.

Hiçbir halde yapılacak zam altı aydan aşağı olamaz. Bu maddede yazılı hallerde takibat şikâyete bağlı değildir.

MADDE 272 - (Değişik: 2275 - 8.6.1933) Eğer memur memuriyeti hududunu tecavüz ederek veya keyfi hareketleriyle geçen maddelerde beyan olunan fiillerin vukuuna sebebiyet vermişse ceza dörtte bire kadar indirileceği gibi icabına göre büsbütün de kaldırılabilir.

MADDE 273 - (Değişik: 6123 - 9.7.1953) Kanunun hususi hükümler ile tasrih eylediği ahvalin haricinde her kim Büyük Millet Meclisi âzası ile temsil sıfatını ve emir ve idare salâhiyetini haiz rüesadan veya diğer Devlet memurlarından biri aleyhine sıfat ve hizmetlerinden dolayı bir cürüm işlerse o cürüm için kanunen muayyen olan ceza altıda birden üçte bire kadar artırılır.

(2, 3, ve 4 üncü fıkralar 5.1.1961 tarih ve 235 sayılı kanunun 1 inci maddesiyle kaldırılmıştır.

ONUNCU FASIL

MÜHÜR FEKKİ VE HÜKÜMETİN MUHAFAZASINDA

BULUNAN EŞYAYI ÇALMAK

MADDE 274 - Bir kimse kanuna yahut Hükümetin emrine tevfikan bir şeyin muhafazısını yahut aynen mevcudiyetini temin için vazolunan mührü fekkederse üç aydan iki seneye kadar hapis cezasına ve kırk liraya kadar ağır cezayı nakdi itasına mahkûm olur.

Eğer bu fiil, mühür vazını emir veya icra etmiş olan memur yahut resmen mühür altına alınan bir şeyi muhafaza etmek yahut yanında bulundurmak vazifesiye mükellef olan kimse tarafından işlenmiş ise bir seneden dört seneye kadar hapis cezası ve otuz liradan yüz elli liraya kadar ağır cezayı nakdî tâyin olunur.

Eğer cürüm, memur veya muhafızın müsamahası ve dikkatsizliği neticesi olarak vukua gelmiş ise bunlar hakkında otuz liradan yüz liraya kadar ağır cezayı nakdî hükmolunur.

(KANUNUN 2. BÖLÜMÜ)