Kırmızı Başlıklı Kız

Zavallı küçük kurdun Kırmızı Başlıklı Kız tarafından kandırıldığı sürükleyici hikayesi.

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal pireler berber iken ben bağda üzüm bekler, derede odun yükler iken bir varmış, bir yokmuş…….

Bir zamanlar küçük bir kız varmış, bu küçük kız inatçılığından dolayı hep kırmızı başlıklı bir pelerin giyermiş. Ailesinin ısrarına rağmen bu pelerini hiç çıkarmazmış ve artık bu pelerin kokuşmaya başlamış. Bu yüzden herkes ona kırmızı başlıklı kız dermiş. Kırmızı başlıklı kız; ailesinin sözünden çıkan, illet, düşman başına, yaramaz mı yaramaz bir çocukmuş.

Kırmızı başlıklı kız bir gün ailesine haber vermeden evden çıkmış ve nenesinin evine doğru yola koyulmuş.  Nenesi, kırmızı başlıklı kızı sürekli şımartırmış, ona şekerler verir, patates kızartması yedirirmiş. Bundan dolayı kırmızı başlıklı kız onu çok severmiş.

Kırmızlı başlıklı kız ormanda güzel çiçeklerin üstüne basa basa yürümeye koyulmuş. Bütün kuşlar, sincaplar kırmızı başlıklı kızın yolundan kaçarmış, çünkü kırmızı başlıklı kız hayvanları hiç sevmezmiş. Kırmızı başlıklı kız ileride kıpırdayan bir tavşan görmüş ve ona bir taş atmış. Zavallı tavşan korkuyla kaçarak yuvasına girmiş. Bunu uzaktan gören küçük kurt, kırmızı başlıklı kızın yanına yaklaşmış:

– Hey sen, kırmızı pelerinli kız, leş kokunu 10 kilometre öteden aldım, napıyorsun? Bütün ormanın huzurunu kaçırdın, zavallı tavşandan ne istiyorsun?

– Ben Kırmızı başlıklı kızım, ve hayvanları hiç sevmem, seni de sevmiyorum, babanı da sevmezdim.

O an küçük kurdun aklına bu zalim kızın kim olduğu gelmiş, bu babasını avcıya öldürten Kırmızı başlıklı kız! Küçük kurt korkmaya başlamış, zavallı bacakları zangır zangır titremeye başlamış. Kırmızı başlıklı kız şöyle demiş:

– Hey tıfıl kurt, yemek ister misin? Nenem sana arta kalan yemekleri verebilir. Ama tek şartım beni nenemin evine kadar sırtında taşıman.

Zavallı küçük kurt, babasız kaldığı için aylardır doğru dürüst yemek yiyemiyormuş ve o kadar açmış ki, bu teklifi kabul etmek zorunda kalmış. Küçük kurt şöyle demiş:

– Tamam, kabul ediyorum. Hadi bin sırtıma.

Kırmızı başlıklı kız hop diye kurdun sırtına atlamış ama yediği abur cuburdan dolayı o kadar şişmanmış ki, zavallı kurdun beli bükülmüş, zorla, yavaş yavaş, nenesinin evine doğru yola koyulmuşlar.

Birkaç kilometre sonra, kırmızı başlıklı kızın nenesinin evine yaklaşmışlar. Nenesinin evi ormanın içerisinde, metruk, pis, eski bir köy eviymiş. Nenesi o kadar cimriymiş ki etrafta bir tane bile ışık yanmıyormuş. Hava da kararmış, zavallı kurt korkmaya başlamış. Kırmızı başlıklı kız demiş ki:

– Hadi içeri girelim, bu yaptığının karşılığı olarak nenem sana yemek artıklarını verir.

Küçük kurt, kırmızı başlıklı kız ile birlikte isteksizce, bu karanlık evin içerisine girmiş. Kırmızı başlıklı kız, nenesini görünce hemen “nene, nene!” diye onun boynuna sarılmış. Nenesi, pespaye, hiç arkadaşı olmayan, ormanda tek başına yaşayan, hiç bir dişi kalmamış, saçı başı ağarmış, cadı gibi giyinen modadan anlamayan kokoş bir kadınmış. Nenesi kurdu görünce çok sinirlenmiş:

– Kızım bu iti nereden getirdin! Çabuk dışarı çıkar her tarafı pisletecek!

Nenesi süpürgenin sapını kaptığı gibi küçük kurdun başına geçirmiş. Küçük kurt afallayıp sersemlemiş. O sırada kırmızı başlıklı kız, hemen uzun bir zincir bulup kurdun boynuna geçirmiş ve şöyle demiş:

– Ha ha ha, artık sen benim kurdumsun, bundan sonra burada yaşayacak, ve ben ne dersem onu yapacaksın.

Zavallı küçük kurt üzüntüsünden ulumaya başlamış. Çünkü o, her hayvan gibi doğada özgürce koşmak, ormanda dolaşmak, arkadaşlarıyla oynamak istiyormuş. Küçük kurt şöyle demiş:

– Ne olur bırak beni, ben kimseye ait değilim. Ben bir canlıyım, bana bir eşyaymışım gibi sahip olamazsın!

Kırmızı başlıklı kız kuru bir kemik bulmuş ve kurdun kafasına atmış, ve demişki:

– Al bunu git dışarda ye. Sakın evin içine gireyim deme bir daha.

Kurt, zincirini çekiştire çekiştire kuru kemiği alıp dışarı çıkmış. Dışarısı o kadar soğukmuş ki, küçük kurdun minik patileri neredeyse donacakmış. Kurt üzüntüsünden bütün gece sabaha kadar acı acı ay ışığında ulumuş.

Sabah olunca, kırmızı başlıklı kız, ağzındaki şekerleri şapırdata şapırdata evin bahçesine çıkmış. Demiş ki:

– Nene, nene! Kurdum hala ölmemiş, evin bahçesinde yatıyor.

Nenesi demişki:

– Kızım kurtul şu kurttan, biti vardır kenesi vardır, pis hayvan.

– Ama nene ben onun sırtına biniyorum beni her yere götürüyor. Artık yürüyüp kalori yakmama gerek kalmadı.

– Tamam kızım, sen nasıl istersen, senden daha mı değerli. Sıkı bağladın di mi zincirini? Kaçmasın sakın.

– Evet nene sımsıkı bağladım. Hiç bir yere gidemez.

– Tamam kızım sen gel içeri, ben sana patates kızarttım, onları ye, sonra sana ekmek yapıcam tandırda, zayıflamışsın, azıcık besliyim seni.

Kırmızı başlıklı kız ufak bir taş almış yerden ve kurda atmış, homurdana homurdana içeri girmiş. Zavallı kurt uykusundan sıçrayarak uyanmış.

Aradan bir kaç saat geçmiş, zavallı kurt zincirinin yettiği kadar, bahçede dört dönüyor, kurtulmaya çalışıyormuş. Sonra öteden, çalıların arasından birini görmüş, yardım eder diye belki hemen havlamaya, ulumaya başlamış. Ama uzaktan gördüğü bu kişi, avcının ta kendisiymiş. Sesi duyan avcı koşarak kurdun yanına gelmiş, ve demiş ki:

– Seni de yakaladım küçük kurt! Babandan kurtuldum senden de kurtulucam.

Avcı küçük kurdun zincirini bağlandığı yerden çıkarmış ve kurdu sürüklemeye başlamış. Ama kurt hemen avcının bacağını ısırmış ve demiş ki:

– Demek babamı sen öldürdün! Seni adi beş para etmez hayvan düşmanı seni!

Küçük kurt avcının bacağını o kadar sıkı kapmış ki, avcı korkusundan altına işeyip bayılmış. Daha sonra kurt avcının bu rezil fotoğraflarını çekip facebook’dan yayınlamış. Avcı herkese rezil olmuş.

Küçük kurt, daha sonra nenenin evinin kapısını çalmış, “tak tak tak…”, nene sormuş:
– Kim oooğğ?
Küçük kurt demiş ki:
– Ben avcı nene! Aç kapıyı seni ziyarete geldim.

“Oo hoşgeldin evladım sefalar getirdin” demiş nene, ve kapıyı açmış. Nene kapıyı açar açmaz kurt üstüne atlamış ve neneyi yere sermiş, nene “oy oy oy!” diye yere düşmüş ve bağırmış:

– Kız kör olasıca kırmızı başlıklı kız! Bu it serbest kalmış çabuk gel bağla şunu.

Kırmızı başlıklı kız koşarak gelmiş, ama kurt onun da üstüne atlamış, ve kırmızı başlıklı şişkonun her tarafını ısırmış. Kırmızı başlıklı kız yerde bidon gibi yuvarlanarak ağlamaya başlamış. Küçük kurt demiş ki:

– Bir daha bana veya doğadaki hayvanlara bulaşırsan, yine gelir yine ısırırım seni. Şimdi annene babana gidip şikayet edicem seni, gör bakalım bir daha evden dışarı çıkabiliyormusun.

Küçük kurt bir hışımla evden dışarı çıkmış ve kırmızı başlıklı kızın ailesinin evinin yoluna koyulmuş. Kurt eve varınca, ailesi ona güzel yemekler ikram etmiş, kurdun karnını doyurmuş, ona çok güzel davranmışlar. Küçük kurt, kırmızı başlıklı kızı ailesine şikayet etmiş. Kırmızı başlıklı kız, o günden sonra hep cezalı olmuş ve bir daha odasından hiç çıkamamış, bir daha abur cubur yemesi yasaklanmış ve sağlıklı beslenmeye başlamış. Nenesini zaten kimse sevmiyormuş, kırmızı başlıklı kız da artık evden çıkamadığı için, kimse nenesinin ziyaretine gitmez olmuş, iyice yalnız kalmış. Avcı bütün herkese rezil olmuş, ve bir daha hayvanlara zarar vermeyeceğim diye kurana el basmış ve avcılığa tövbe etmiş.

Küçük kurt, özgürce kırlarda koşmaya, arkadaşlarıyla ormanda yaşamaya devam etmiş ve Kırmızı Başlıklı kız hikayesi burada mutluca bitmiş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir