Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına

İTÜ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ KURT: ”EĞER Kİ TÜRKÜNÜN NE AMAÇLA YAPILDIĞI VE NEYİ ANLATTIĞI BİLİNMİŞ OLSA, ELEŞTİRENLER HERHALDE BAŞLARINI ÖNE EĞERDİ”

İTÜ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ KURT: ”EĞER Kİ TÜRKÜNÜN NE AMAÇLA YAPILDIĞI VE NEYİ ANLATTIĞI BİLİNMİŞ OLSA, ELEŞTİRENLER HERHALDE BAŞLARINI ÖNE EĞERDİ”

Türküler eleştirilmek istendiğinde, sözleri anlamsız bulunduğunda genellikle örnek gösterilen ”Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına” adlı türkünün baştan sona doğruları anlatan, ilk bakışta anlamsız gibi görünse de ozanın ince zekâsıyla hiciv sanatının çok güzel örneğinin sunulduğu bir eser olduğu bildirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Sanatçı Öğretim Görevlisi İrfan Kurt, ”Halk kültüründe hiciv ve ‘Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına’ gerçeği” adlı makalesinde bu türkünün anlamını irdeledi. Türkünün Kastamonu’nun Tosya ilçesinden derlendiğinin hatırlatıldığı makalede, türküde anlatılmak istenenin ne olduğunun anlaşılabilmesi için, hem türkünün çıkış nedeninin hem de yöresel özelliklerin bilinmesi gerektiği vurgulanıyor. ”Kuru ekmeğe tepki”- Makalede, türkünün hikâyesi şöyle anlatılıyor: ”Dönemin beyi tarafından halk ozanlarının yönetim aleyhine söz söylemeleri yasaklanmıştır. Bu yasağın yanı sıra saz çalıp türkü söyleyen ozana bir eğlencede kendilerine türkü çalması emrivakisi yapılmış, bir kenara da kuru ekmeklerden oluşan yemek konmuştur. Bu ortamda bu türkünün çıktığı söylenmektedir. Ozan da kendisine yapılan bu haksızlığı onlarla dalga geçerek dile getirmiştir.” Manda Söğüt dalına nasıl yuva yaptı? Bazı kişiler tarafından saçma bulunan ‘manda yuva yapmış söğüt dalına’ sözlerinde anlatılmak istenen ise şöyle ifade ediliyor: ”Tosya bilindiği gibi pirinci ile ünlüdür. Çeltik tarlalarının sürülmesinde kullanılan manda yazın sıcağında göletlere yatarak az kıllı olan derisini hem serinletmek hem sineklerden korumak amacıyla çamura bular. Bunun için de göletlerin ve çeltik tarlalarının kenarlarında bulunan ve dalları da suyun içine kadar uzanan salkım söğütlerin dalları üzerine, gölgesine yatar. İşte mandanın söğüt dalına yuva yapması budur.” ‘Yavrusunu sinek kapması’ ifadesinin de yavrunun sinek tarafından ısırılması anlamı taşıdığının belirtildiği makalede, çünkü yörede ‘kapmak’ sözünün ısırmak anlamında kullanıldığı, bir tür sineğin hayvanların kuyruk altlarına girip ısırmasının hayvanı delirten ve oradan oraya sıçratan bir olay olduğu belirtiliyor. Türküdeki sözler ve anlatılmak istenenler; Ardından ”gördün mü?” sözcüğü ile türküye devam edip akıl almaz olayların olduğunu vurgulayıp alay etmek amacı taşıdığının kaydedildiği makalede, türkünün anlamı hakkında şu bilgiler veriliyor. İkinci kıtadaki ‘Öküzün torbadan düşmesi’ ise öküzlerin hem yemlenmesi, ekine zarar vermemesi, hem de zaman kazanmak için boyunlarına takılan yem torbasının öküzün boynundan çıkması ve öküzün yemeden içmeden kesilmesi anlamını taşır. Üçüncü kıtadaki müezzinin minareden uçması da erenlere karışması, ermesi anlamındadır. Bağlantı bölümünde de tirit yemeğini emeği karşılığı hak ettiğini anlatıyor. Türkü baştan sona doğruları anlatıyor. Fakat ilk bakışta anlamsız gibi görünse de ozanın ince zekâsıyla hiciv sanatının çok güzel örneğinin sunulduğu bir eser olduğu ortada.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir